Somon Balığı Yağı / Omega-3

 

VEGA Naturel Ürünler ve Gıda Takv. Ltd. Şti. H.Uluşahin İş Merk. A-BL. Kat:1 No:123 KONYA TEL: 332 237 22 56 FAX: 332 237 23 76
Ana Sayfa
Baharat Dünyası
Bitki Sözlüğü
Dengeli Beslenme
Şifalı Bitkiler
Doğal Ürünler
Siteiçi Arama
Öneri ve Istekler
Fiyat Listesi-Sipariş
Üye Girişi
Bize Ulaşın

   Somon Baligi - Büyütmek için TIKLAYINIZSomon Balığı Yağı, Şili ve Norveç'in soğuk ve temiz sularında yetişen somon balıklarından elde edilir. Bu yağ, Omega 3 ailesine ait doymamış yağ asitleri  bakımından çok zengindir. Yüksek oranda EPA (Eicosa Pentaenoic Acid) ve  DHA (Docosa Haxaenoic Acid) gibi doymamış yağ asitleri ve doğal E vitamini içerir. Somon Balığı Yağı; vücuttaki bütün organları kontrol eden ve hormonlara benzer etki gösteren maddelerin (Prostoglandin-PGS) üretimine ve ağrı, iltihap, şişkinlik ve gazlanma gibi vücut tepkilerininin düzenlenmesine yardım eder. PGS 'ler, kan pıhtılaşması ve allerjik reaksiyonların azaltılması ile diğer hormonların üretilmesinde önemlidir. Araştırmalar, n-3 yağ asitleri (Omega3, EPA, DHA) içeren yiyeceklerin tüketiminin koroner kalp hastalıklarının  (CHD) azaltılması ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Temel yağ asitleri, özellikle beyin  ve görsel aktivitelerin gelişmesi için önemlidir. Vitamin E ise önemli bir antioksidandır yani vücuttaki zararlı maddeleri etkisiz hale getirir. Tüm bunlar, somon balığı yağını (Kapsül şeklinde sunulmaktadır, kokusuz ve içimi kolaydır) vücudumuz için vazgeçilmez bir besin haline getirmektedir.

   Somon BaligiOmega-3 düzenli olarak kullanıldığında çarpıcı bir biçimde kandaki kolesterol (LDL kolesterol seviyesini düşürürken, HDL seviyesinin artmasına yardım eder.) ve trigliserid seviyesini düşürür ve normal değerde tutar. Düşük kolesterol seviyesini ise normal değere çıkarır. Kanı inceltir ve damar içinde pıhtılaşmasını engeller. Kan basıncını (tansiyon) düzenler. Kalp krizi riskini azaltır. Yüksek miktarda alınan yağlı ve proteinli yiyeceklere rağmen, damar sertliği oluşumunu yavaşlatır. Bağışıklık sistemini güçlendirir ve cildi güzelleştirir. Yaşlılık etkilerini geciktirir.Omega-3 yağ asitleri, Eskimo' lar üzerinde inceleme yapan araştırmacılar tarafından keşfedilmiştir.  Bu insanların, yüksek miktarda yağlı ve proteinli yiyecek tüketmelerine rağmen, çok nadiren damar sertliğinden veya kalp hastalıklarından şikayetci oldukları görülmüştür. Omega-3  allerjik ve inflamatuar rahatsızlıkları tedavi etmek, MS (Multiple Sclerosis) ve Lupus (SLE-Systemic Lupus Erythematosus ) gibi otoimmün (organizmanın kendi yapılarına karşı oto antikorlarla saldırıya geçmesi) hastalıkları ile mücadele etmek için de kullanılmaktadır. Omega-3 ile ilgili ayrıntılı bilgi için TIKLAYINIZ.

Somon Baligi Yagi - Siparis etmek için TIKLAYINIZKullanım Önerisi: Gıda takviyesi olarak, yemeklerle birlikte, günde 3 defa 1 softgel alınabilir. Bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur. TC Tarım Bakanlığı izni ile firmamız tarafından ithal edilmiştir.

 

 

Ürün Kodu

Ürün Adı Vakumlu Ambalaj

Birim Fiyatı

(YTL)

S-02 Somon Balığı Yağı (Omega-3) (1000 mg) 90 Softgel

39,95

Fiyatlara %8 KDV ve Posta/Kargo ücretleri dahildir.

Diğer Doğal Ürünler

 

Ek Bilgi:

TEMEL YAĞ ASİTLERİ

Y; hidrojen, karbon ve oksijen moleküllerinden oluşan organik bir bileşiktir. Bu moleküllerin farklı kombinasyonlarından birçok çeşit yağ oluşmaktadır. Bütün yağlar trigliserit denilen maddelerden oluşmuştur. Her trigliserit, 3 yağ asidi ile 1 birim gliserol’ den meydana gelmiştir. Yağlar arasındaki farklılıklar her birinin içindeki yağ asitlerinin dağişik oluşundan doğar. Doğada düzinelerce yağ asidi vardır. Bunların tümü iki ana gruba ayrılabilirler: Doymuş yağ asitleri ve doymamış yağ asitleri. Doymuş yağ asitleri domuz yağı, et ve kakao yağı gibi katı yağlarda bulunur. Doymamış yağ asitleri ise sıvıdır yada oda sıcaklığında yumuşaktır ve bitkisel veya balık yağlarında bulunur. Linoleik ve Linolenik asitlere “Temel Yağ Asitleri” denir, çünkü sağlık bakımından bunlar hayati önem taşır. Ancak beden bu asitleri kendisi yapamaz. Bu yüzden beslenme yoluyla dışardan alınmaları gerekir. Doymamış yağ asitleri kimyasal yapılarından ötürü bu adı almışlardır. Doymamış yağ asitlerinin tümü temel yağ asitleri değilse de, temel yağ asitlerinin tümü doymamış yağ asitleridir. Vücudumuzun gereksinim duyduğu 20 farklı yağ asidi vardır. Fakat bunların hepsi 2 farklı yağ asidinden vücudumuzda yapılırlar. Bunlar; Linoleik (Omega-6 grubu yağ asitlerinin öncüsü) ve Linolenik (Omega-3 grubu yağ asitlerinin öncüsü) asitlerdir. Bu iki yağ asidi temel yağ asitleridir. Bunları yediğimiz besinlerden almak zorundayız, çünkü vücudumuz bu iki yağ asidini kendisi üretemez. Kısaca bu iki temel yağ asidi diğer yağ asitlerinin ham maddesi veya yapı taşlarıdır. Temel yağ asitleri; hücre zarlarının (çeperinin), birçok önemli hormonun ve vücudun ne yaptığını söyleyen kimyasal habercilerin yapılması için gereklidir. Linoleik yağ asitleri ailesine Omega-6, Linolenik yağ asitleri ailesine de Omega-3 grubu yağ asitleri denmektedir. Sözkonusu isimler moleküllerin birbirleriyle diziliş şeklinden kaynaklanmaktadır. Sağlıklı bir beslenme için omega-6 yağ asitleri , omega-3 grubu yağ asitlerinden kabaca 2 ile 4 kat daha fazla alınmalıdır. Omega-3 ve Omega-6 temel yağ asitleri vücudumuzda prostaglandin’ lerin yapılması için özellikle önemlidir. Prostaglandinler hormon benzeri maddeler olup; vücuttaki birçok faaliyeti düzenlemekten sorumludurlar. Bunlar arasında iltihaplanma, ağrı, şişkinlik, tansiyon, kalp, böbrekler, sindirim sistemi ve vücut sıcaklığı sayılabilir. Onlar ayrıca allerjik reaksiyonlar, kan pıhtılaşması ve diğer hormonların yapılması için de önemlidirler. Bugüne kadar 50’ yi aşkın, etkinlik derecesi değişik prostaglandin bulunmuştur. Prostaglandinleri vücut, temel yağ asitlerinden yapmaktadır. Yağ asitleri aynı zamanda doğal kan incelticilerdir de. Kalp krizine yol açabilen kan pıhtılaşmasını önleyebilirler. Temel yağ asitleri artrit (mafsal-eklem iltihabı) ve otoimmün hastalıklarının (MS ve Lupus gibi) semptomlarını hafifleten doğal iltihap giderici bileşikler de içermektedirler. Temel yağ asitlerinden fakir bir beslenme rejimi; kepek, egzema, çatlak tırnaklar, mat ve kırılgan saçlar gibi deri problemlemlerine de neden olabilmektedir. Temel yağ asitleri bağırsak sistemi boyunca uzanan hücrelerin yapısını da etkilemektedir. İnce bağırsak boyunca besinlerin emilmesine yardım eden villi’ de (villus) olduğu gibi. Onlar ince bağırsağın içini kaplayan sindirici-emici hücrelerin kalınlığını ve yüzey alanını arttırırlar. Bu da daha etkin bir sindirim, besinlerin daha iyi emilimi, allerjenlerin (allerji yapan maddeler) daha az emilimi ve daha iyi bir sağlık demektir. Daha da önemlisi temel yağ asitlerinin içerdiği bileşiklerin hayvanlarda kanser hücrelerini bloke edebildiği, insanlarda ise omega-3 grubu yağ asitlerinin göğüs kanseri hücrelerinin büyümesini engelleyebildiği bir çok araştırmada ortaya konmuştur. (Referans 5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15-16-17).

Temel Yağ Asidi Eksikliğinin Belirtileri:

  • Saç dökülmesi ve kepek

  • Egzemayı andırır deri değişiklikleri

  • Kuru cilt

  • Çabuk iyileşmeyen yaralar

  • Tüm bedendeki zar dokusunun su geçirir duruma gelmesi (Görünürde bir neden olmaksızın terleme)

  • Aşırı susuzluk (Deri yoluyla çok su kaybı olduğundan idrar genellikle yoğundur.)

  • Üretkenliğin azalması (Özellikle erkeklerde)

  • Böbreklerde genişleme, idrarda kan, böbreklerin çalışmaması

  • Karaciğerde yağ dejenerasyonu

  • Tükrük, gözyaşı ve pankreas bezlerinde kuruma

  • Deride pigmantasyon azalması

  • Kolesterol naklinde azalma

  • Kılcal damarların daha kırılgan duruma gelmesi

  • Büyümede azalma

  • Kas tönüsünde eksilme

  • Ussal (zihinsel) bozukluklar

  • Görmede zayıflama

  • Kalp anormallikleri

  • İshal

  • Bronşiyal bozukluklar

  • Frinoderma (Kolların üst kesiminde, kalçalarda, butta tüyleri diken diken olmuş gibi kabarcıklar)

 

OMEGA-3

Omega-3 çoklu-doymamış yağ asitleri grubundan bir temel yağ asitidir. Omega-3 hayvansal olarak balık (ringa,uskumru, sardalye, alabalık ve somon) ve az miktarda yumurtada, bitkisel olarak da keten tohumu yağı, kanola yağı, soya fasulyesi yağı, ceviz, balkabağı çekirdeği, kenevir tohumu yağı ve semizotunda, omega-3 ün kısa zincirli tipi olarak bilinen ALA (Alfa-Linolenic Acid) şeklinde bulunur. Omega-3 ün prekursörü (ilk başlangıç şekli) kısa zincirli tip olarak bilinen ALA (Alfa-linolenic Acid) Alfa-Linolenik Asit’ tir. ALA (Alfa-Linolenik Asit) bitkilerden gelen bir temel yağ asitidir. Bir temel besin olarak dikkate alınır ve vücut tarafından enerji kaynağı olarak kullanılır. ALA bir “ana” yağ asiti olarak görev yapar, çünkü vücut tarafından balık yağında bulunan diğer iki temel yağ asidine (EPA ve DHA) dönüştürülür. İnsan vücuduna faydalı olabilmesi için bu kısa zincirli omega-3 yağ asitlerinin (ALA) uzun zincirli yağ asiti tipine dönüştürülmesi (EPA: Ekosa Pentaenoik Asit ve DHA: Dokosa Heksaenoik Asit ) gerekmektedir. Allahtan vücut bu dönüşümü kendisi yapabilmektedir. Fakat bazı hastalıklar bu dönüşümü azaltabilmekte veya engellemektedir. EPA ve DHA gibi daha faydalı asit türlerine dönüşüm yaş, beslenme ve hormonal durum gibi faktörlerle şiddetle sınırlanmaktadır. EPA’ nın kaynağı balık yağlarının çok faydalı olmalarının nedeni de budur. Doymuş yağlar, kolesterol ve karşı yağ asitleri bakımından zengin bir beslenme alışkanlığı, vücudun bu doymamış yağ asitlerini üretme yeteneğini azaltır. Omega-3 yağ asitleri vücutta kalp hızı (nabız) dahil, kan basıncı, bağışıklık sistemi tepkisi ve yağların yıkılması-bozulması (breakdown) gibi çeşitli düzenleyici fonksiyonları yerine getirir. ALA gibi temel yağ asitleri vücutta beyin ve sinir dokularını yapmak için de kullanılmaktadır. Araştırmalar ALA’ nın koroner kalp hastalıklarını ve damar sertliğini veya tıkanmasını önleyebileceğini göstermiştir. Migren tipi başağrısı ve depresyon gibi durumlar için anti-inflamatuar (iltihap giderici) ve immünolojik (bağışıklık sistemi) etkileri üzerine de araştırmalar yapılmıştır. Gerçekte ALA kolesterol seviyesini düşürmek, allerjik ve inflamatuar rahatsızlıkları tedavi etmek, MS (Multiple Sclerosis) ve Lupus (SLE-Systemic Lupus Erythematosus ) gibi otoimmün (organizmanın kendi yapılarına karşı otoantikorlarla saldırıya geçmesi) hastalıkları ile mücadele etmek için kullanılmaktadır. Beynimiz % 60 oranında yağdır ve DHA (Omega-3 grubundan bir temel yağ asidi) beynimizde en bol bulunan yağdır. DHA aynı zamanda anne sütünde de en bol bulunan yağdır. Çünkü bebekler ona beyinlerinin beslenmesi ve göz gelişimleri için ihtiyaç duyarlar. Bu omega-3 yağ asidi (DHA) beyin hücrelerinin birbirleriyle bağlantısı ve beyin sinyallerinin doğru bir şekilde iletimi için de önemlidir. O aynı zamanda gözdeki retinada da yüksek yoğunlukta bulunmaktadır. Son araştırmalar, omega-3’ lerin (bir temel yağ asitleri ailesi) insan sütünde bulunduğunu, ama hazır sütlerde olmadığını göstermektedir. Trigiliseritler kalp hastalığı riskinin artmasından sorumlu maddelerdir. Bazı uzmanlar, trigliseritlerin kolesterolden bile daha önemli risk göstergeleri olduklarına inanmaktadırlar. Trigliserit seviyesinin yükselmesi, kanın pıhtılaşma olasılığını arttıracağı, kanı daha vizkoz yapacağı ve böylece kanın damarlar boyunca ilerleyişini güçleştireceği için, kalp hastalığına bağlı ölüm riski artabilir. Omega-3 doymamış yağları, trigliseritleri %30 gibi yüksek bir oranda düşürebilir ve böylelikle kalp krizi riskini azaltabilir.

Omega-3 Eksikliğinin Belirtileri:

  • Yavaş büyüme

  • Görme zayıflığı

  • Öğrenme yeteneğinde zayıflık

  • Motor hareketlerde düzensizlik

  • Kol ve bacaklarda uyuşukluk hissi

  • Davranış değişiklikleri

 

OMEGA-6

Omega-6 çoklu-doymamış yağ asitleri grubundan bir temel yağ asitidir. Linoleik Asit (LA) omega-6 grubu yağ asitlerinin öncüsüdür. Linoleik Asit vücutta GLA (Gamma-Linolenik Asit), DGLA (Dihomo-Gamma Linolenik Asit) ve AA’ ya (Arachidonic Acid) dönüştürülür. Allahtan vücut bu dönüşümü kendisi yapabilmektedir. Fakat bazı hastalıklar bu dönüşümü azaltabilmekte veya engellemektedir. GLA gibi daha faydalı asit türlerine dönüşüm yaş, beslenme ve hormonal durum gibi faktörlerle şiddetle sınırlanmaktadır. GLA’ nın kaynağı olan Çuha Çiçeği Yağının çok faydalı olmasının nedeni de budur (Bkz. Çuha Çiçeği Yağı). Omega-6; mısır yağı, soya fasulyesi yağı, ayçiçek yağı, aspur (yalancısafran) yağı, ceviz, balkabağı çekirdeği ve keten tohumu yağında bulunur. Omega-6 diyabetik nöropati, romatoid artrit, PMS (Adet öncesi sendromlar), deri hastalıkları (Sedef ve Egzema gibi) ve kanser tedavisi için çok önemlidir. Omega-6 grubu temel yağ asitleri vücutta; enerji üretimi, kan akışındaki oksijenin yayınımı, hemoglobin üretimi, trigliserid ve kolesterol seviyelerinin düşürülmesi, beyin ve sinir dokularının gelişimi, hücre zarında sıvı geçişlerinin kontrolu, insülin ve kan şekeri seviyelerinin dengelenmesi, artrit (mafsal-eklem iltihabı) için tedavi, iltihap giderici etki, iltihaplı ve yangılı hastalıklarda yardımcı, astımda rahatlatıcı, PMS (Adet öncesi ağrılar) sendromlarında rahatlatıcı, allerjik reaksiyonların azaltılması, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, deri dokusuna yardımcı, su tutmanın azaltılması, sedefi azaltıcı veya hafifletici, sakinleştirici etki ve ruhsal durumu düzenleyici olarak da çok öenemli görevler yapmaktadır.

LA (Omega-6) Eksikliğinin Belirtileri:

  • Egzema benzeri deri kızartıları

  • Saç kaybı

  • Karaciğer dejenerasyonu

  • Davranış bozuklukları

  • Böbrek dejenerasyonu

  • Susuzlukla beraber aşırı terleme

  • Bezelerde kuruma

  • Enfeksiyonlara karşı hassasiyet

  • Yaraların geç iyileşmesi

  • Erkeklik gücünde zayıflama

  • Kadınlarda düşük riski

  • Artrit ve benzeri hastalıklar

  • Kalp ve dolaşım sistemi rahatsızlıkları

  • Yavaş büyüme

 

OMEGA-9

Omega-9 çoklu-doymamış yağ asitleri grubundan önemli bir yağ asitidir fakat temel yağ asiti değildir.Çünkü vücudumuz temel yağ asitlerinden sınırlı miktarda da olsa bu yağ asitini kendisi üretebilir. Oleik Asit (Oleic Acid) Omega-9 grubu yağ asitlerinin öncüsüdür. Omega-9 (Oleik Asit); rafine edilmemiş ham zeytin yağında, zeytin, avokado, badem, yer fıstğı, susam yağı, pecan fındığı, antep fıstığı, mahun cevizi, fındık, kanola yağı, fındık yağı ve keten tohumu yağında bulunmaktadır. Oleik Asit (Omega-9); kalp krizi ve damar sertiği riskini düşürmekte ve kanserden korunmaya yardımcı olmaktadır.

Referanslar:

1-Udo Erasmus, Fats that Heal :Fats that Kill.Alive Books,1993

2-The effect of human tumor necrosis factor alpha and interleukin 1 beta production of diets enriched in n-3 fatty acids from vegetable oil or fish oil.

3-Seidelin,K.N.,Myrup,B.,and Fischer-Hansen,B. "n-3 Fatty Acids in Adipose Tissue and Coronary Artery Disease are Inversely Correlated". American Journal of Clinical Nutrition 55:1117-9,1992

4-Kromhout,D.,Bosscheiter,E.B,and De Lezenne-Coulander, "Inverse Relation Between Fish Oil Consumption and 20 Year Mortality from Coronary Heart Disease". New England Journal of Medicine 312:1205-9,1985

5. Chajes V, Sattler W, Stranzl A, Kostner GM. Influence of n-3 fatty acids on the growth of human breast cancer cells in vitro: relationship to peroxides and vitamin E. Breast Cancer Res Treat 1995;34:199–212.

6. Munõz SF, Silva RA, Lamarque A, et al. Protective capability of dietary Zizyphus mistol seed oil, rich in 18:3, n-3, on the development of two murine mammary gland adenocarcinomas with high or low metastatic potential. Prostaglandins Leukot Essent Fatty Acids 1995;53:135–8.

7. Thompson LU, Rickard SE, Orcheson LJ, Seidl MM. Flaxseed and its lignan and oil components reduce mammary tumor growth at a late stage of carcinogenesis. Carcinogenesis 1996;17:1373–6.

8. Fritsche KL, Johnston PV. Effect of dietary alpha-linolenic acid on growth, metastasis, fatty acid profile and prostaglandin production of two murine mammary adenocarcinomas. J Nutr 1990;120:1601–9.

14. Cave WT Jr. Dietary n-3 (omega-3) polyunsaturated fatty acid effects on animal tumorigenesis. FASEB J 1991;5:2160–6 [review].

9. Braden LM, Carroll KK. Dietary polyunsaturated fat in relation to mammary carcinogenesis in rats. Lipids 1986;21:285–8.

10. De Stefani E, Deneo-Pellegrini H, Mendilaharsu M, Ronco A. Essential fatty acids and breast cancer; a case-control study in Uruguay. Int J Cancer 1998;76:491–4.

11. Bougnoix P. Alpha-linolenic acid content of adipose breast tissue: a host determinant of the risk of early metastasis in breast cancer. Br J Cancer 1994;70:330–40.

12. Pandalai PK, Pilat MJ, Yamazaki K, et al. The effects of omega-3 and omega-6 fatty acids on in vitro prostate cancer growth. Anticancer Res 1996;16:815–20.

13. Giovannucci E, Rimm EB, Colditz GA, et al. A prospective study of dietary fat and risk of prostate cancer. J Natl Cancer Inst 1993;85:1571–9.

14. Harvei S, Bjerve KS, Tretli S, et al. Prediagnostic level of fatty acids in serum phospholipids: omega-3 and omega-6 fatty acids and the risk of prostate cancer. Int J Cancer 1997;71:545–51.

15. Gann PH, Hennekens CH, Sacks FM, et al. Prospective study of plasma fatty acids and risk of prostate cancer. J Natl Cancer Inst 1994;86:281–6.

16. Schuurman AG, van den Brandt PA, Dorant E, et al. Association of energy and fat intake with prostate carcinoma risk: results from the Netherlands Cohort Study. Cancer 1999;86:1019–27.

17. Shields PG, Xu GX, Blot WJ, et al. Mutagens from heated Chinese and U.S. cooking oils. J Natl Cancer Inst 1995;87:836–41.

vitamin hormon ağrı agrı agri iltihap şişkinlik siskinlik yağ yag asit balık balik gaz gazlanma kan pıhtı pıhtılaşma pıhtılasma pihti pihtilasma alerji allerji alerjik allerjik vücut koroner kalp antioksidan toksik toxic beyin görsel gorsel hastalık omega omega3 kolesterol trigliserin basınç tansiyon kriz damar sertlik bağışıklık bagısıklık bagisiklik sistem cilt deri yüz yaşlı yaşlılık yaslilik yaslılık etki eskimo protein yağlı yaglı yaglı yiyecek somon güzellik guzellik savunma organ pgs aktivite

                     Son Güncelleme: 01-04-2008