Keten Tohumu Yağı - Flaxseed Oil

 

Vega Naturel ürünler
Ana Sayfa
Baharat Dünyası
Bitki Sözlüğü
Dengeli Beslenme
Şifalı Bitkiler
Doğal Ürünler
Siteiçi Arama
Öneri ve Istekler
Fiyat Listesi-Sipariş

Keten Bitkisi - Büyütmek için TIKLAYINIZKeten (Linum usitatissimum); 30-100 cm yükseklikte, mavi çiçekli ve bir yıllık bir kültür bitkisidir. Latince ismi “Çok faydalı bitki" anlamına gelmektedir. Keten, Mısırlılar’ dan beri tarımı yapılan ve çok değişik amaçlarla kullanılan bir bitkidir. Tohumları; 4-6 mm uzunlukta, yumurta biçiminde, yassı, parlak, kırmızımtırak esmer renkli, kokusuz ve yağlı lezzetlidir. Keten tohumu; Alfa Linolenik Asit (ALA: Omega-3), Linoleik Asit (LA: Omega-6) ve Oleik Asit (OA: Omega-9), lignan (SDG), müsilaj ve A vitamini (Beta-karoten)  içermektedir. Burada anlatılan keten tohumu yağı; organik tarım yöntemi ile (tamamen doğal, hormonsuz) özel olarak üretilmiş keten bitkisinden elde edilen tohumlardan soğuk-baskı (Cold-pressed) metodu ile rafine edilmeden elde edilmiştir.  Keten tohumuna modern ilgi soğuk pres ile tohumlarından elde edilen yağda % 50 oranında omega-3 yağ asidi bulunduğunun anlaşılmasından sonra başlamıştır. Omega-3 serisinin en önemli temel yağ asitleri alfa-linolenik asitten (ALA) türetilir. Bu da en bol olarak keten tohumu yağında bulunur. Bilindiği gibi vücudumuz temel yağ asitlerini kendisi üretememektedir ve bu yüzden dışardan besinlerle veya ek gıdalarla alınması gerekmektedir.

 

Keten TohumuKeten tohumunun içerdiği bu yağ asitleri (omega 3-6-9); vücut sıcaklığının korunması, sinir kılıflarının yapılması (miyelin kılıfı), dokuların korunması ve enerji üretimi için hayati önem taşımaktadırlar. Yağ asitleri; kan damarlarının genişlemesi, kolesterol metabolizması ve diğer kritik bio-kimyasal fonksiyonlar dahil çeşitli vücut prosesleri için gerekli olan prostaglandinlerin üretimi için de çok önemlidir. Prostaglandinler hormon benzeri maddeler olup; bağışıklık sistemi, üreme, kalp-damar ve sinir sistemi gibi sistemlerin fonksiyonlarının düzenlenmesine yardım ederler. Çeşitli bilimsel araştırmalar göstermiştir ki; omega-3 yağ kaynaklarının tüketimi koroner kalp hastalıklardan ölüm riskini büyük ölçüde azaltmaktadır (Referans2). Keten tohumu omega-3 serisi temel yağ asitlerinden ALA’ nın (Alpha Linolenic Acid) en önemli kaynaklarındandır. ALA; EPA ve 3.seri prostaglandin’ lerin (PGE3-Hücresel etkinliği düzenleyen hormonlar) prekürsörüdür (İlk başlangıç şekli). Bir çok çalışma göstermiştir ki; yağ asitleri kötü kolesterolü (LDL) ve kandaki trigliseridleri düşürmeye yardımcı olmaktadır (Referans7). Aynı zamanda kalp krizine veya tromboz’ a (damarda veya kalpte kanın pıhtılaşması) neden olabilen damarlardaki pıhtılaşmayı önlemeye de yardım etmektedir (Referans2). Keten tohumu yağı; menopoz ile ilgili bazı semptomlara (sıcak basması, vajinal kurumadan dolayı oluşan mantar enfeksiyonları) ve PMS’ e (Menstural kramplar veya adet öncesi sendromlar) iyi gelmektedir. İçeriğindeki iltihap giderici ajanlar romatoid artrit, sedef,  allerjiler ve diğer yangılı hastalıklarda iyileştirici güce sahiptirler. Keten tohumu yağı; kalp hastalıklarına karşı koruyucu, yüksek kolesterol, trigliserid ve tansiyonu düşürücü etkiye sahiptir. Protein homosistein’ lerin kandaki seviyesini düşürür (Bunlar kalp hastalıkları için risk faktörüdür). Vücut geliştiricilerin dayanıklılığını arttırır ve doğal antioksidandır. Keten tohumu yağı, kronik kabızlığa karşı da kullanılır. Çok etkili müshil ilaçlarının sürekli kullanımda bağırsak mukozasını tahriş ettiği ve organizma için gerekli olan minerallerin (özellikle potasyum) azalmasına yol açtığı biliniyor artık. Halbuki keten tohumu kullanımında bu tür yan etkiler söz konusu değildir. Çünkü keten tohumunun müshil etkisi mekaniktir. Mide mukozası iltihabı ve ülseratif kolitlerde faydalı olabilir. 

Herbir 1000 mg' lık Keten Tohumu Yağı kapsülleri;

  • 500 mg Omega-3 yağ asitleri (Alfa Linolenik Asit-ALA)

  • 110 mg Omega-6 yağ asitleri (Linoleik Asit-LA)

  • 126 mg Omega-9 yağ asitleri (Oleik Asit-OA) içerir.

 

Keten Tohumu Yagi - Siparis etmek için TIKLAYINIZKullanım Önerisi: Keten Tohumu Yağı  1000 mg’ lık softgeller halinde sunulmuş olup; günde 3 defa yemeklerle beraber 1 softgel alınabilir. Bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur.

 

 

 

Ürün Kodu

Ürün Adı Vakumlu Ambalaj

Birim Fiyatı

(TL)

K-23 Keten Tohumu Yağı / Flax Seed Oil (1000 mg) 90 Softgel

29,95

Fiyatlara %8 KDV ve Posta/Kargo ücretleri dahildir.

  

Ağustos Kampanyası: 115 TL ve üzeri alışverişlerinizde

1 Kutu  K-23 Flaxseed Oil / Keten Tohumu Yağı 1000 mg - 90 Softgels HEDİYE

 

Diğer Doğal Ürünler

Referanslar:

1. Nordstrom DC, Honkanen VE, Nasu Y, et al. Alpha-linolenic acid in the treatment of rheumatoid arthritis. A double-blind, placebo-controlled and randomized study: flaxseed vs. safflower seed. Rheumatol Int 1995;14:231–4.

2. De Lorgeril M, Renaud S, Maelle N, et al. Mediterranean alpha-linolenic acid-rich diet in secondary prevention of coronary heart disease. Lancet 1994;343:1454–9.

3. Prof.Dr.Turhan Baytop,Türkiye’ de Bitkiler İle Tedavi, İstanbul,1984

4. Niyazi Eröztürk, Bir Yudum Sağlık, Anahtar yayınları, İstanbul, 2000

5. Singer P, Jaeger W, Berger I, et al. Effects of dietary oleic, linoleic and a-linolenic acids on blood pressure, serum lipids, lipoproteins and the formation of eicosanoid precursors in patients with mild essential hypertension. J Human Hypertension 1990;4:227–33.

6. Mantzioris E, James MJ, Gibson RA, Cleland LG. Dietary substitution with alpha-linolenic acid-rich vegetable oil increases eicosapentaenoic acid concentrations in tissues. Am J Clin Nutr 1994;59:1304–49.

7. Chan JK, Bruce VM, McDonald BE. Dietary a-linolenic acid is as effective as oleic acid and linoleic acid in lowering blood cholesterol in normolipidemic men. Am J Clin Nutr 1991;53:1230–4.

8. Indu M, Ghafoorunissa. n-3 fatty acids in Indian diets: comparison of the effects of precursor (alpha-linolenic acid) vs product (long-chain n-3 polyunsaturated fatty acids). Nutr Res 1992;12:569–82.

9. "Flaxseed Lignan-The Power of SDG in Promoting Health, By charles A. Weisman and Dr. Dan Junker"

10. Chajes V, Sattler W, Stranzl A, Kostner GM. Influence of n-3 fatty acids on the growth of human breast cancer cells in vitro: relationship to peroxides and vitamin E. Breast Cancer Res Treat 1995;34:199–212.

Ek Bilgi:

 TEMEL YAĞ ASİTLERİ

Y; hidrojen, karbon ve oksijen moleküllerinden oluşan organik bir bileşiktir. Bu moleküllerin farklı kombinasyonlarından birçok çeşit yağ oluşmaktadır. Bütün yağlar trigliserit denilen maddelerden oluşmuştur. Her trigliserit, 3 yağ asidi ile 1 birim gliserol’ den meydana gelmiştir. Yağlar arasındaki farklılıklar her birinin içindeki yağ asitlerinin dağişik oluşundan doğar. Doğada düzinelerce yağ asidi vardır. Bunların tümü iki ana gruba ayrılabilirler: Doymuş yağ asitleri ve doymamış yağ asitleri. Doymuş yağ asitleri domuz yağı, et ve kakao yağı gibi katı yağlarda bulunur. Doymamış yağ asitleri ise sıvıdır yada oda sıcaklığında yumuşaktır ve bitkisel veya balık yağlarında bulunur. Linoleik ve Linolenik asitlere “Temel Yağ Asitleri” denir, çünkü sağlık bakımından bunlar hayati önem taşır. Ancak beden bu asitleri kendisi yapamaz. Bu yüzden beslenme yoluyla dışardan alınmaları gerekir. Doymamış yağ asitleri kimyasal yapılarından ötürü bu adı almışlardır. Doymamış yağ asitlerinin tümü temel yağ asitleri değilse de, temel yağ asitlerinin tümü doymamış yağ asitleridir. Vücudumuzun gereksinim duyduğu 20 farklı yağ asidi vardır. Fakat bunların hepsi 2 farklı yağ asidinden vücudumuzda yapılırlar. Bunlar; Linoleik (Omega-6 grubu yağ asitlerinin öncüsü) ve Linolenik (Omega-3 grubu yağ asitlerinin öncüsü) asitlerdir. Bu iki yağ asidi temel yağ asitleridir. Bunları yediğimiz besinlerden almak zorundayız, çünkü vücudumuz bu iki yağ asidini kendisi üretemez. Kısaca bu iki temel yağ asidi diğer yağ asitlerinin ham maddesi veya yapı taşlarıdır. Temel yağ asitleri; hücre zarlarının (çeperinin), birçok önemli hormonun ve vücudun ne yaptığını söyleyen kimyasal habercilerin yapılması için gereklidir. Linoleik yağ asitleri ailesine Omega-6, Linolenik yağ asitleri ailesine de Omega-3 grubu yağ asitleri denmektedir. Sözkonusu isimler moleküllerin birbirleriyle diziliş şeklinden kaynaklanmaktadır. Sağlıklı bir beslenme için omega-6 yağ asitleri , omega-3 grubu yağ asitlerinden kabaca 2 ile 4 kat daha fazla alınmalıdır. Omega-3 ve Omega-6 temel yağ asitleri vücudumuzda prostaglandin’ lerin yapılması için özellikle önemlidir. Prostaglandinler hormon benzeri maddeler olup; vücuttaki birçok faaliyeti düzenlemekten sorumludurlar. Bunlar arasında iltihaplanma, ağrı, şişkinlik, tansiyon, kalp, böbrekler, sindirim sistemi ve vücut sıcaklığı sayılabilir. Onlar ayrıca allerjik reaksiyonlar, kan pıhtılaşması ve diğer hormonların yapılması için de önemlidirler. Bugüne kadar 50’ yi aşkın, etkinlik derecesi değişik prostaglandin bulunmuştur. Prostaglandinleri vücut, temel yağ asitlerinden yapmaktadır. Yağ asitleri aynı zamanda doğal kan incelticilerdir de. Kalp krizine yol açabilen kan pıhtılaşmasını önleyebilirler. Temel yağ asitleri artrit (mafsal-eklem iltihabı) ve otoimmün hastalıklarının (MS ve Lupus gibi) semptomlarını hafifleten doğal iltihap giderici bileşikler de içermektedirler. Temel yağ asitlerinden fakir bir beslenme rejimi; kepek, egzema, çatlak tırnaklar, mat ve kırılgan saçlar gibi deri problemlemlerine de neden olabilmektedir. Temel yağ asitleri bağırsak sistemi boyunca uzanan hücrelerin yapısını da etkilemektedir. İnce bağırsak boyunca besinlerin emilmesine yardım eden villi’ de (villus) olduğu gibi. Onlar ince bağırsağın içini kaplayan sindirici-emici hücrelerin kalınlığını ve yüzey alanını arttırırlar. Bu da daha etkin bir sindirim, besinlerin daha iyi emilimi, allerjenlerin (allerji yapan maddeler) daha az emilimi ve daha iyi bir sağlık demektir. Daha da önemlisi temel yağ asitlerinin içerdiği bileşiklerin hayvanlarda kanser hücrelerini bloke edebildiği, insanlarda ise omega-3 grubu yağ asitlerinin göğüs kanseri hücrelerinin büyümesini engelleyebildiği bir çok araştırmada ortaya konmuştur. (Referans 10-11-12-13-14-15-16-17-18-19-20-21-22-23).

Temel Yağ Asidi Eksikliğinin Belirtileri:

  • Saç dökülmesi ve kepek

  • Egzemayı andırır deri değişiklikleri

  • Kuru cilt

  • Çabuk iyileşmeyen yaralar

  • Tüm bedendeki zar dokusunun su geçirir duruma gelmesi (Görünürde bir neden olmaksızın terleme)

  • Aşırı susuzluk (Deri yoluyla çok su kaybı olduğundan idrar genellikle yoğundur.)

  • Üretkenliğin azalması (Özellikle erkeklerde)

  • Böbreklerde genişleme, idrarda kan, böbreklerin çalışmaması

  • Karaciğerde yağ dejenerasyonu

  • Tükrük, gözyaşı ve pankreas bezlerinde kuruma

  • Deride pigmantasyon azalması

  • Kolesterol naklinde azalma

  • Kılcal damarların daha kırılgan duruma gelmesi

  • Büyümede azalma

  • Kas tönüsünde eksilme

  • Ussal (zihinsel) bozukluklar

  • Görmede zayıflama

  • Kalp anormallikleri

  • İshal

  • Bronşiyal bozukluklar

  • Frinoderma (Kolların üst kesiminde, kalçalarda, butta tüyleri diken diken olmuş gibi kabarcıklar)

 

OMEGA-3

Omega-3 çoklu-doymamış yağ asitleri grubundan bir temel yağ asitidir. Omega-3 hayvansal olarak balık (ringa,uskumru, sardalye, alabalık ve somon) ve az miktarda yumurtada, bitkisel olarak da keten tohumu yağı, kanola yağı, soya fasulyesi yağı, ceviz, balkabağı çekirdeği, kenevir tohumu yağı ve semizotunda, omega-3 ün kısa zincirli tipi olarak bilinen ALA (Alfa-Linolenic Acid) şeklinde bulunur. Omega-3 ün prekursörü (ilk başlangıç şekli) kısa zincirli tip olarak bilinen ALA (Alfa-linolenic Acid) Alfa-Linolenik Asit’ tir. ALA (Alfa-Linolenik Asit) bitkilerden gelen bir temel yağ asitidir. Bir temel besin olarak dikkate alınır ve vücut tarafından enerji kaynağı olarak kullanılır. ALA bir “ana” yağ asiti olarak görev yapar, çünkü vücut tarafından balık yağında bulunan diğer iki temel yağ asidine (EPA ve DHA) dönüştürülür. İnsan vücuduna faydalı olabilmesi için bu kısa zincirli omega-3 yağ asitlerinin (ALA) uzun zincirli yağ asiti tipine dönüştürülmesi (EPA: Ekosa Pentaenoik Asit ve DHA: Dokosa Heksaenoik Asit ) gerekmektedir. Allahtan vücut bu dönüşümü kendisi yapabilmektedir. Fakat bazı hastalıklar bu dönüşümü azaltabilmekte veya engellemektedir. EPA ve DHA gibi daha faydalı asit türlerine dönüşüm yaş, beslenme ve hormonal durum gibi faktörlerle şiddetle sınırlanmaktadır. EPA’ nın kaynağı balık yağlarının çok faydalı olmalarının nedeni de budur (Bkz. Somon Balığı Yağı). Doymuş yağlar, kolesterol ve karşı yağ asitleri bakımından zengin bir beslenme alışkanlığı, vücudun bu doymamış yağ asitlerini üretme yeteneğini azaltır. Omega-3 yağ asitleri vücutta kalp hızı (nabız) dahil, kan basıncı, bağışıklık sistemi tepkisi ve yağların yıkılması-bozulması (breakdown) gibi çeşitli düzenleyici fonksiyonları yerine getirir. ALA gibi temel yağ asitleri vücutta beyin ve sinir dokularını yapmak için de kullanılmaktadır. Araştırmalar ALA’ nın koroner kalp hastalıklarını ve damar sertliğini veya tıkanmasını önleyebileceğini göstermiştir. Migren tipi başağrısı ve depresyon gibi durumlar için anti-inflamatuar (iltihap giderici) ve immünolojik (bağışıklık sistemi) etkileri üzerine de araştırmalar yapılmıştır. Gerçekte ALA kolesterol seviyesini düşürmek, allerjik ve inflamatuar rahatsızlıkları tedavi etmek, MS (Multiple Sclerosis) ve Lupus (SLE-Systemic Lupus Erythematosus ) gibi otoimmün (organizmanın kendi yapılarına karşı otoantikorlarla saldırıya geçmesi) hastalıkları ile mücadele etmek için kullanılmaktadır. Beynimiz % 60 oranında yağdır ve DHA (Omega-3 grubundan bir temel yağ asidi) beynimizde en bol bulunan yağdır. DHA aynı zamanda anne sütünde de en bol bulunan yağdır. Çünkü bebekler ona beyinlerinin beslenmesi ve göz gelişimleri için ihtiyaç duyarlar. Bu omega-3 yağ asidi (DHA) beyin hücrelerinin birbirleriyle bağlantısı ve beyin sinyallerinin doğru bir şekilde iletimi için de önemlidir. O aynı zamanda gözdeki retinada da yüksek yoğunlukta bulunmaktadır. Son araştırmalar, omega-3’ lerin (bir temel yağ asitleri ailesi) insan sütünde bulunduğunu, ama hazır sütlerde olmadığını göstermektedir. Trigiliseritler kalp hastalığı riskinin artmasından sorumlu maddelerdir. Bazı uzmanlar, trigliseritlerin kolesterolden bile daha önemli risk göstergeleri olduklarına inanmaktadırlar. Trigliserit seviyesinin yükselmesi, kanın pıhtılaşma olasılığını arttıracağı, kanı daha vizkoz yapacağı ve böylece kanın damarlar boyunca ilerleyişini güçleştireceği için, kalp hastalığına bağlı ölüm riski artabilir. Omega-3 doymamış yağları, trigliseritleri %30 gibi yüksek bir oranda düşürebilir ve böylelikle kalp krizi riskini azaltabilir.

ALA (Omega-3) Eksikliğinin Belirtileri:

  • Yavaş büyüme

  • Görme zayıflığı

  • Öğrenme yeteneğinde zayıflık

  • Motor hareketlerde düzensizlik

  • Kol ve bacaklarda uyuşukluk hissi

  • Davranış değişiklikleri

 

OMEGA-6

Omega-6 çoklu-doymamış yağ asitleri grubundan bir temel yağ asitidir. Linoleik Asit (LA) omega-6 grubu yağ asitlerinin öncüsüdür. Linoleik Asit vücutta GLA (Gamma-Linolenik Asit), DGLA (Dihomo-Gamma Linolenik Asit) ve AA’ ya (Arachidonic Acid) dönüştürülür. Allahtan vücut bu dönüşümü kendisi yapabilmektedir. Fakat bazı hastalıklar bu dönüşümü azaltabilmekte veya engellemektedir. GLA gibi daha faydalı asit türlerine dönüşüm yaş, beslenme ve hormonal durum gibi faktörlerle şiddetle sınırlanmaktadır. GLA’ nın kaynağı olan Çuha Çiçeği Yağının çok faydalı olmasının nedeni de budur (Bkz. Çuha Çiçeği Yağı). Omega-6; mısır yağı, soya fasulyesi yağı, ayçiçek yağı, aspur (yalancısafran) yağı, ceviz, balkabağı çekirdeği ve keten tohumu yağında bulunur. Omega-6 diyabetik nöropati, romatoid artrit, PMS (Adet öncesi sendromlar), deri hastalıkları (Sedef ve Egzema gibi) ve kanser tedavisi için çok önemlidir. Omega-6 grubu temel yağ asitleri vücutta; enerji üretimi, kan akışındaki oksijenin yayınımı, hemoglobin üretimi, trigliserid ve kolesterol seviyelerinin düşürülmesi, beyin ve sinir dokularının gelişimi, hücre zarında sıvı geçişlerinin kontrolu, insülin ve kan şekeri seviyelerinin dengelenmesi, artrit (mafsal-eklem iltihabı) için tedavi, iltihap giderici etki, iltihaplı ve yangılı hastalıklarda yardımcı, astımda rahatlatıcı, PMS (Adet öncesi ağrılar) sendromlarında rahatlatıcı, allerjik reaksiyonların azaltılması, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, deri dokusuna yardımcı, su tutmanın azaltılması, sedefi azaltıcı veya hafifletici, sakinleştirici etki ve ruhsal durumu düzenleyici olarak da çok öenemli görevler yapmaktadır.

LA (Omega-6) Eksikliğinin Belirtileri:

  • Egzema benzeri deri kızartıları

  • Saç kaybı

  • Karaciğer dejenerasyonu

  • Davranış bozuklukları

  • Böbrek dejenerasyonu

  • Susuzlukla beraber aşırı terleme

  • Bezelerde kuruma

  • Enfeksiyonlara karşı hassasiyet

  • Yaraların geç iyileşmesi

  • Erkeklik gücünde zayıflama

  • Kadınlarda düşük riski

  • Artrit ve benzeri hastalıklar

  • Kalp ve dolaşım sistemi rahatsızlıkları

  • Yavaş büyüme

 

OMEGA-9

Omega-9 çoklu-doymamış yağ asitleri grubundan önemli bir yağ asitidir fakat temel yağ asiti değildir.Çünkü vücudumuz temel yağ asitlerinden sınırlı miktarda da olsa bu yağ asitini kendisi üretebilir. Oleik Asit (Oleic Acid) Omega-9 grubu yağ asitlerinin öncüsüdür. Omega-9 (Oleik Asit); rafine edilmemiş ham zeytin yağında, zeytin, avokado, badem, yer fıstğı, susam yağı, pecan fındığı, antep fıstığı, mahun cevizi, fındık, kanola yağı, fındık yağı ve keten tohumu yağında bulunmaktadır. Oleik Asit (Omega-9); kalp krizi ve damar sertiği riskini düşürmekte ve kanserden korunmaya yardımcı olmaktadır.

 

LİGNANLAR:

Keten Bitkisi ÇiçekleriYakın zamanda yapılan araştırmalarda keten tohumunun kabuklarında lignan isimli çok önemli ve faydalı özellikleri olan bir madde bulunmuştur. Lignanlar bitkisel kökenli bir kimyasal madde grubudur. Keten tohumunda SDG (Secoisolariciresinol glucoside) isimli lignan bulunmaktadır. Bu madde bir çeşit karbonhidrat olup; fenolik (phenolic) bileşikler veya polifenol (polyphenol) olarak sınıflandırılır. Lignanlarla ilgili ilk rapor 1980’ lerde araştırmacıların vejeteryan beslenen kişilerde, vejeteryan olmayanlara göre ve göğüs kanseri olmayan hastalarda olanlara göre daha fazla lignan bulunmasıyla ilgilidir. Lignanların genel olarak 2 tipi vardır: Bitkilerde bulunan ve memelilerde veya insanlarda bulunan tipi. Bitkisel lignan (keten tohumundaki gibi) bir memeli veya insan tarafından yendiğinde kalın bağırsaktaki (kolon) bir faydalı-iyi bakteri tarafından memelilerde bulunan lignan tipine (ED: EnteroDial ve EL: EnteroLactone) dönüştürülür. Bu yüzden keten tohumu lignanı (SDG); memelilerde ED ve EL tipi lignanların prekursörüdür (İlk başlangıç şekli). Lignanların birçok biyolojik özellikleri vardır. Bu özellikler onu çeşitli hastalıklarla savaşmada ve sağlığın iyileştirilmesi hususunda eşsiz yapar. SDG lignan sadece anti-kanser özelliğe sahip değil, aynı zamanda anti-viral (virüs öldürücü), anti-bakteriyel (bakteri öldürücü) ve anti-fungal (mantar-öldürücü) özelliklere de sahiptir. Ayrıca o çok güçlü bir anti-oksidan ve farklı hastalıklara karşı bağışıklık sistemini güçlendirici bir maddedir. Lignanların bu faydalı özelliklerinin esas kaynağının fito-estrojenler (phytoestrogen) olduğu düşünülmektedir. Bunlar vücudumuzdaki estrojen hormonuna benzeyen bitkisel kökenli kimyasal maddelerdir. Çalışmalar göstermiştir ki; bol miktarda lignan içeren gıda alan kişiler fito-estrojen etkiden dolayı daha düşük oranda göğüs ve kolon kanserine yakalanmaktadırlar. Destekleyici bilimsel kanıtlar da lignan içeriği zengin gıdalar almanın ne kadar önemli olduğunu göstermektedirler. Keten tohumu lignan’ ı doğal bir besin ek gıdasıdır. Tıpkı pirinç kepeği, lesitin veya beta-karoten gibi. Güvenli ve doğaldır. Günde 50 gr keten tohumu veya % 99 oranında saf SDG ekstresi (Keten tohumu lignanı) ile yapılan araştırmalarda hem hayvanlarda hem de insanlarda olumsuz bir yan etki görülmemiştir. Bir başka test ise günde 50 gr keten tohumunun 4 hafta süreyle genç sağlıklı yetişkinler üzerindeki etkisini incelemek için yapılmıştır. Bu miktar günde 1 gr SDG’ ye karşılık gelmektedir. Test sonuçlarına göre LDL kolesterol seviyesi %8’ e kadar düşmüş ve idrardaki toplam lignan seviyesi 5 kattan fazla, bağırsak hareketleri ise %30 ‘ a kadar artmıştır. Bu çalışmalar yüksek miktarda keten tohumu almanın bile herhangi bir ters etkisini göstermemiştir. Diğer çalışmalar SDG veya memeli tip lignanların genotoksik etkisinin (kromozom anormallikleri) olup olmadığı üzerine yapılmıştır. Sonuç: "Lignanların herhangi bir genotoksik etkisi yoktur." (Referans9). Keten tohumu, lignan içeren en yakın rakibinden bile 100 kat daha fazla lignan içermektedir. Diğer lignan içeren yiyecek veya bitkiler ise şunlardır: Balkabağı çekirdeği, tam-bütün hububatlar, keçiyemişi (cranberry), siyah ve yeşil çay

                     Son Güncelleme: 31-07-2010