Vega Naturel ürünler
Ana Sayfa
Baharat Dünyası
Bitki Sözlüğü
Dengeli Beslenme
Şifalı Bitkiler
Doğal Ürünler
Siteiçi Arama
Öneri ve Istekler
Fiyat Listesi-Sipariş

Isırganotu Kökü - Nettle Root

Isırganotu Yaprağı Nettle Root Extract - Isırganotu Kök Ekstresi Isırganotu Kökü - Nettle Root

 

 

Isırgan Otu (Urtica diocia ); kökünden başlamak üzere, kökü, yaprakları, tohumları bile şifalı Isırgan Otu Yaprağı olan bir bitkidir. Isırganotu, çok yıllık ve otsu bir bitkidir, boyu bazen 1 m' yi geçer, yapraklar koyu yesil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Duvar kenarları ve harabeliklerde bol olarak görünür. Yaprakları 2-4 cm uzunlukta, oval veya kalp biçimindedir. Taze iken deri ile temas edince deride kızartı ve yanma yapar. Yapraklar Nisan-Haziran döneminde, Tohumlar Temmuz-Ağustos döneminde, Kökler ise ikbahar veya sonbaharda toplanır. Isırganotu yaprak tüylerinin yakıcı hissi, formik asit, histamin, serotonin ve kolin dahil çeşitli maddelerden kaynaklanır. Bu maddelerin yanı sıra, ısırgan yaprağı mineraller, klorofil, amino asitler, lesitin, karotenoidler, flavonoidler, steroller, tanen ve vitaminler bakımından zengindir. Bitkinin köklerinde scopoletin, steroller, yağ asitleri, polisakkaritler ve isolectins gibi diğer maddeler vardır. Saç ve prostat dostu olan Isırgan Kökü, Nettle Root ismiyle de bilinmektedir. 

 

 

İçerik: Isırganotu Kök Ekstresi (Urtica diocia): 250 mg
Orijin: A.B.D' den ithal

Kullanım Önerisi: Tercihen yemeklerle beraber, günde 3 defa 1 kapsül

Bu ürünün Saw Palmetto (Sabal Meyvesi) ile birlikte kullanılması önerilmektedir.

 

 

Ürün Kodu

Ürün Adı Ambalaj

Birim Fiyatı

(TL)

I-68 Isırganotu Kök Ekstresi / Nettle Root Extract (250 mg)

90 Kapsül

59,50

Fiyatlara %8 KDV dahildir. 

 

Kargo ve Ödeme Seçenekleri

PTT Kargo (Teslimatta Kapıda Nakit Ödeme) 4,5 TL
MNG Kargo (Teslimatta Kapıda Nakit Ödeme) 5,5 TL
Aras Kargo (Teslimatta Kapıda Nakit veya Kredi Kartı ile Ödeme) 5,5 TL
Yurtiçi Kargo (Teslimatta Kapıda Nakit Ödeme) 7,5 TL
Banka Havalesi veya Kredi Kartı ile Online Ödeme Ücretsiz Kargo (ARAS)

 

 

Diğer Doğal Ürünler

 

 

Referanslar:

1- Lopatkin, N. A., et al. "Combined extract of Sabal palm and nettle in the treatment of patients with lower urinary tract symptoms in double blind, placebo-controlled trial." Urologiia. 2006 Mar-Apr; 12(2): 14-9.

2- Safarinejad, M. R., "Urtica dioica for treatment of benign prostatic hyperplasia: a prospective, randomized, double-blind, placebo-controlled, crossover study." J. Herb Pharmacother. 2005; 5(4): 1-11.

3- Popa, G., et al. “Efficacy of a combined Sabal-urtica preparation in the symptomatic treatment of benign prostatic hyperplasia. Results of a placebo-controlled double-blind study.” MMW Fortschr. Med. 2005 Oct; 147 Suppl 3:103-8.

4- Lopatkin, N., et al. “Long-term efficacy and safety of a combination of sabal and urtica extract for lower urinary tract symptoms--a placebo-controlled, double-blind, multicenter trial.” World J. Urol. 2005 Jun; 23(2): 139-46.

5- Walther, C., et al. "Benign prostatic syndrome. Urinary urgency and micturition frequency reduced with plant preparation." MMW Fortschr. Med. 2005 Oct; 147(40): 52-3.

6- Popa, G., et al. “Benign prostate syndrome: urinary tract symptoms can be eased with phytotherapy.” MMW Fortschr. Med. 2005 Aug; 147(33-34):42.

7- Schneider, T., et al. “Stinging nettle root extract (Bazoton-uno) in long term treatment of benign prostatic syndrome (BPS). Results of a randomized, double-blind, placebo controlled multicenter study after 12 months” Urologe A. 2004 Mar;43(3):302-6.

8- Durak I, et al. “Aqueous extract of Urtica dioica makes significant inhibition on adenosine deaminase activity in prostate tissue from patients with prostate cancer.” Cancer Biol. Ther. 2004; 3(9): 855-7.

9- Carson, C., et al. “The role of dihydrotestosterone in benign prostatic hyperplasia.” Urology. 2003; 61(4 Suppl 1): 2-7.

10- Koch, E. “Extracts from fruits of saw palmetto (Sabal serrulata) and roots of stinging nettle (Urtica dioica): viable alternatives in the medical treatment of benign prostatic hyperplasia and associated lower urinary tracts symptoms.” Planta Med. 2001; 67: 489-500.

11- Sokeland, J. “Combined sabal and urtica extract compared with finasteride in men with benign prostatic hyperplasia: analysis of prostate volume and therapeutic outcome.” B. J. U. Int. 2000; 86(4): 439-42.

12- Schottner, M., et al. “Lignans from the roots of Urtica dioica and their metabolites bind to human sex hormone binding globulin (SHBG).” Planta Med. 1997; 63(6): 529-32.

13- Hryb, D. J., et al. “The effect of extracts of the roots of the stinging nettle (Urtica dioica) on the interaction of SHBG with its receptor on human prostatic membranes.” Planta Med. 1995; 61(1): 31-2.

14- Koch E. and A. Biber. "Pharmacological effects of saw palmetto and urtica extracts for benign prostatic hyperplasia." Urologe 1994; 34(2): 90-95.

15- http://www.empowher.com/media/reference/nettle

16- http://www.rain-tree.com/nettles.htm

Isırgan Otu (Urtica diocia); kökünden başlamak üzere, kökü, yaprakları, tohumları bile şifalı olan bir bitkidir. Yaprak, tohum ve köklerinin içerdiği etken maddeler arasında farklılıklar vardır, bu yüzden de kullanım alanlarının farklı olması doğaldır. Önemli olan onları etkili oldukları alanda gereğince ve doğru olarak kullanmayı bilmektir. Isırganotu yaprak tüylerinin yakıcı hissi, formik asit, histamin, serotonin ve kolin dahil çeşitli maddelerden kaynaklanır. Bu maddelerin yanı sıra, ısırgan yaprağı mineraller, klorofil, amino asitler, lesitin, karotenoidler, flavonoidler, steroller, tanen ve vitaminler bakımından zengindir. Bitkinin köklerinde scopoletin, steroller, yağ asitleri, polisakkaritler ve isolectins gibi diğer maddeler vardır. Isırgan otunun içerdiği ana bileşikler ise şunlardır: asetofenon, asetilkolin, agglutinins, alkoloidler, astragalin, bütirik asit, kafeik asit, karbonik asit, klorojenik asit, klorofil, kolin, kumarik asit, folacin, formik asit, friedelins, histamin, kaempherols, koproporphyrin, lektinler, lesitin, lignanlar, linoleik asit, linolenik asit, neoolivil, palmitik asit, pantotenik asit, quercetin, quinic asit, scopoletin, secoisolariciresinol, serotonin, sitosterols, stigmasterol, süksinik asit, terpenler, violaxanthin ve xanthophylls.

Isırganotu yapraklarının romatizma, artrit (kireçlenme), alerjiler ve rinit için uzun geçmişe dayanan geleneksel kullanımı klinik araştırmalarla doğrulanmıştır. Isırganotu kök ekstresi ile yapılan çalışmalarda ise, ekstrenin idrar çıkışını ve sodyum atılımını arttırdığı gözlemlenmiştir. Son yıllarda ısırganotu ile ilgili yapılan araştırmalar, ısırganotunun prostat iltihabı (prostatit) ve iyi huylu prostat büyümesi (BPH) için faydalı etkileri üzerine odaklanmıştır. Şimdiye kadar yapılan 20’ den fazla klinik çalışmada ısırganotunun (veya ısırgan kökü ve diğer bazı bitkilerin kombinasyonu) BPH ve prostatit’ in (prostat iltihabı) klinik belirtilerinde iyileşme sağladığı gösterilmiştir. Isırganotunun prostat itihabı (prostatit) üzerine etkisinin artrit ve rinit araştırmalarında gösterilen anti-inflamatuar etkisiyle ilgili olmasına rağmen, BPH üzerine etkisi oldukça farklı olup hormonal seviyededir. Aslında hormonal seviyede ortaya çıkan BPH (iyi huylu prostat büyümesi), genellikle 40’ lı yaşlardan itibaren erkeklerde görülen en sık rahatsızlıktır. Testosteron ve östrojen (estradiol ve esrone gibi) gibi androjenlerin BPH’ a neden olduğu gösterilmiştir. Vücutta yaşla birlikte, tam olarak bilinmeyen nedenlerle testosteron, bir enzim (5-alfa-redüktaz) tarafından oldukça güçlü bir androjen olan dehidro-testosterona (DHT) dönüştürülmektedir. Artan DHT, patolojik prostat büyümesine neden olmaktadır. Erkek yaşına bağlı olarak artan östrojenler de prostat hücrelerinin büyümesini uyararak prostat dokularını etkilerler. Bu ana hormonlar vücut içerisinde serbestçe dolaşabilmelerinin yanısıra proteinlere de bağlanırlar. Böyle bir proteine, Seks Hormonu Bağlayıcı Globulin (SHBG) denir. Vücuttaki görevi dinamik hormonal dengeyi sağlamak olan SHBG’ ler, hormonlara bağlanarak veya yapışarak onları tüm vücudumuz boyunca farklı şekilde kullanılacakları hücre zarlarındaki farklı reseptör yerlerine taşırlar. Etkisi hangi hormona bağlanacağına ve onu hangi reseptör yerine taşıyacağına bağlıdır. Erkeklerde östrojen ve dihidrotestosteron (DHT), SHBG’ ye bağlanır ve genellikle prostat bezindeki reseptör yerlerine taşınırlar ve belirli bir miktara ulaştıklarında, prostat dokusu hücrelerini bölünmeleri için uyarırlar ve hızla çoğaltırlar – Sonuç iyi huylu (selim) prostat büyümesidir (BPH). BPH ve Isırganotu üzerine yapılan araştırmalar gösteriyor ki; ısırganotu kökü vücuttaki BPH’ ın ilerlemesiyle ilişkili olan hormonal işlemlerin bir kısmını engelleyebilir veya bloklayabilir. Klinik araştırmalarda ısırganotu kökünün testosteronun dihidro-testosterona dönüşümünü durdurma yeteneği olduğu (dönüşüm için gerekli olan enzimi engelleyerek) görülmüş bulunmaktadır. Diğer araştırmalar ise, önceden bir hormona bağlanmış olan SHBG’ nin prostat dokusundaki reseptör yerlerine yapışmasını da önleyebildiğini ve ayrıca gerekli enzimi engelleyerek östrojen (estradiol ve estrone) üretimini azalttığını ortaya koymuştur. Tüm bunlar biraz karışık gibi gelebilir fakat basitçe, prostat bezinin hücrelerinin çoğalmasını tetikleyen ve onu büyüten kompleks hücreler-arası proseslerin pek çoğunun ısırganotu tarafından engellendiği görülmektedir. Bu gerçekten prostat büyümesinden müzdarip olanlar için önemli bir bilgi! İnsanlar ve hayvanlar üzerine yapılan çalışmalarda bu etkiler doğrulanmış bulunmaktadır. Bir çalışmada ısırganotu kök ekstresinin 4-6 hafta içerisinde prostat hücrelerinin çoğalmasını %30’ a kadar engelleyebildiği gösterilmiştir. Başka bir aratırmada da fareler üzerinde bu oranın %51,4 olduğu (ve dolayısıyla koruyucu ve tedavi edici olarak kullanılabileceğinin önerildiği) rapor edilmiştir. BPH’ lı 134 erkek üzerinnde yapılan bir çalışmada ise 28 gün sonunda kalıntı idrarda ve gece idrar yapma sıklığında azalma gözlenmiştir. Kendilerine Isırganotu Kök Ekstresi ve Saw Palmetto (Sabal) kombinasyunu veya kontrol ilacı verilen 543 BPH hastası üzerinde yaıplan randomize double-blind bir klinik araştırmada ise, her iki grupta da idrar sıkışıklığı ve idrara çıkma sayısının azalmasına rağmen, ortalama idrar akışı artmıştır. Diğer BPH belirtileri de her iki grupta azalmış ve tahmin edilebileceği gibi bitkisel kombinasyon kullanan grupta diğer gruba göre çok daha az yan etki rapor edilmiştir. 558 BPH hastası üzerinde yapılan 6 ay süreli double-blind ve placebo kontrollu bir başka çalışmada ise, Isırganotu kökünün, placebodan tüm majör BPH ölçümlerinde önemli derececede daha etkin olduğu rapor edilmiştir (Referans2).

Aynı zamanda bu hormonların, hem kadın hem de erkeklerde vücut kılları ile saçlar üzerinde önemli etkisinin olduğu da hatırlanmalıdır. Erkeklerdeki saç kaybı aşırı dihidro-testosteron (DHT) seviyesi ile ilişkilidir. Bilindiği gibi sıradan saç dökülmesi genellikle erkeklerde görülmektedir. Testosteron hormonu saç dökülmesi ile çok yakından ilgilidir.  Testosteron hormonu, saç foliküllerindeki yağ bezlerinde bulunur. "Tip II 5-alfa redüktoz” enziminin yardımıyla DHT' ye (dehidrotestosteron) dönüşür. Bilim adamları artık, kan dolaşımında bulunan testosteron miktarının değil, kafa derisindeki foliküllere bağlanan DHT (dehidrotestosteron) seviyesinin saç kaybını belirlediğini savunmaktadırlar. DHT saç köklerini küçültür ve bu da sağlıklı saçın yaşamasnı imkansız hale getirir. Bilinen odur ki, kellik daha fazla kelliğe yol açmaktadır. Kelleşen bölgelerde bulunan saç foliküllerindeki yağ bezleri büyür. Testosteronu saç köklerini (folikül) öldüren DHT' ye dönüştüren enzimler bu yağ bezlerinde olduğundan, kelleşen bölgelerdeki bu büyümüş yağ bezlerinde, folikülleri (saç kökleri) daha da güçsüz hale getirmeye hazır bol miktarda enzim sürekli olarak bulunur. Yağ bezlerinin hareketi, dolaşımdaki hormon miktarının artmasıyla da hız kazanır. Hormonlar sabit değildir. Testosteron seviyeleri sonbaharda zirveye ulaşır ve ilkbaharda en düşük seviyesine iner. İlkbahardaki düşük seviyede, saçlar en hızlı şekilde uzarlar. Sonbahara doğru testosteron seviyesi arttıkça, saç kaybı da artar. Sonbaharda ilkbahardakinin iki katı kadar saç kaybı olur. Hem erkekler hem kadınlar aynı mevsimsel saç uzama döngüsüne sahiptirler. Erkek tipi kelliğin (mekanizması hormonlarla ilgili) önlenmesinde ve tedavisinde bitki ve besleyici maddelerin oldukça etkili olduğu kanıtlanmıştır. Bu ürünler tek başlarına yada tıbbi ilaçlar ve saç transplantasyonu (saç ekimi) ameliyatı gibi diğer yaklaşımlarla birlikte kullanılabilirler. Isırganotu Kök Ekstresi, saç foliküllerini öldüren DHT'nin (dehidrotestosteron) saç foliküllerindeki reseptör bölgelere bağlanmasını engelleyerek saç kaybını önler ve DHT'nin (dehidrotestosteron) saç folikülleri tarafından alınımını azaltarak saçın tekrar çıkmasını sağlamaya yardımcı olur. Isırganotu, kullananların yaklaşık %90'ında genellikle 4-6 hafa içinde etkili olur. Gingo Biloba Yaprak Ekstresi de, damarları ve kılcal damarları genişleterek ve saç köklerine kanın bolca gitmesini sağlayarak, saçın fizyolojik olarak canlanmasına ve büyümesine katkıda bulunur. Saç dökülmesini  ve kelliği önlemeye yardımcı olur. Silica Complex (Atkuyruğu Otu Ekstresi), doğal güzellik için gerekli olan bitki ve minerallerden hazırlamış olup, saça parlaklık ve canlılık verdiği bilinen vitamin ve mineralleri içermektedir. Düzenli kullanımı saça canlılık, sıklık, parlaklık ve hacim vermenin yanısıra saç dökülmesini ve kırılmasını azaltmaya yardımcı olmaktadır. 

Son yıllarda ısırganotunun prostat problemleri, artrit, iltihaplanma, alerji ve saç kaybı için bir çok kullanımını öğrenmeye başladık ve bunun sonucu olarak daha fazla ısırganotu ürününü (Isırganotu kökü, yaprağı veya tüm bitkinin tablet, kapsül, tentür veya çay formu olarak) raflarda görür olduk. Kökler prostat büyümesi (BPH) ve saç dökülmesi için daha faydalı iken, yaprakların iltihap giderici (prostat iltihabı dahil), alerjiler ve hipertansiyonlu kişiler için doğal bir idrar söktürücü olarak daha faydalı olduğunu da unutmamamız gerekiyor. Ama ne yazıkki çoğu tüketici ve hatta üretici kök ve yapraklar arasındaki bu önemli farklılıkları gözden kaçırmaktadırlar. Isırganotu, şimdi özellikle ABD’ de prostat sağlığı için önerilen bitkisel reçetelerde önemli bir bileşen olarak yerini alıyor. Ancak etiketlerde belirtilen içeriğe son derece dikkat edilmesi de gerekiyor.Sağlıklı prostat fonksiyonlarının yanı sıra erkek hormon düzeylerini korumak ve prostat sorunlarına genel bir önleyici olarak; klinik araştırmalar, köklerin yapraklardan daha iyi sonuç verdiğini göstermektedirler. Unutmayalım; kökler prostat büyümesi (BPH) ve saç kaybı, yapraklar prostat iltihabı (prostatit) için daha iyi sonuç veriyorlar. 

Androjen, her iki cinste de bulunan ve çoğunluğu böbreküstü bezinin kabuk kısmınca salgılanan erkeklik hormonu maddesine denir. Ergenlikten başlayarak, testestoren boyca büyümeyi, eklem kıkırdaklarının kaynaşmasını ve cinsel olgunlaşmayı etkiler. Erişkinde testosoren libidoyu sürdürür ve normal bir sperma yapımı için gereklidir.Erişkin erkekte testosteron salgısı günde 4-8 mg dolayındadır. Androjenler erkek cinsel alıcılar ( prostat, atmık kanalları) ve dişi cinsel alıcılar üzerinde etki gösterir (bızırın, büyük dudakların büyümesi). Androjenlerin etkisi aynı şekilde cinsel olmayan organların üzerinde de görülür:kollarda, ellerde ve yüzde kılların büyümesi, ama saçlı deride saçların dökülmesine yol açan tersine etki; kas sisteminde proteinlerin sentezlenmesi ve bünyeye katılması için uyarı; kan yapımını etkileme; kemiklerden kalsiyum, ve fosfor atılmasını önleme; hangi yaşta olursa olsun ses tonunun kalınlaşması; suyuk üzerinde ferahlık etkisi; kadınlarda libidonun artması.

Androjen baskılanmasının mantığı, prostatın embriyolojik gelişiminin bir androjen olan dihidrotestosterona (DHT) bağımlı olduğu gerçeğine dayanır. Testosteron, 5 alfa redüktaz enzimi tarafından DHT’a dönüştürülür. BPH gelişimi de androjen bağımlı bir süreçtir. Testosteron erkeklerde dolaşımdaki ana androjendir ve öncelikli olarak testislerden, daha az miktarda da sürrenal bezlerden salgılanır. Prostata gelen testosteronun hemen hemen tamamının prostat bezinde etkisini gösterebilmesi için 5 alfa redüktaz enzimi ile DHT’ye çevrilmelidir. DHT, prostat bezinde testosterona oranla iki etkilidir. Androjen reseptörlerine afinitesi testosterondan daha yüksek olduğu için DHT prostatta birikebilir. Normalde yaşlanma ile plazma testosteron seviyesi düşmesine rağmen, BPH’lı hastalarda prostat dokusunda DHT seviyesi sabit kalır. Diğer androjen bağımlı dokularda ise; androjen reseptör sayısı yaşla birlikte azalmaktadır. Ancak bu sayı prostat dokusunda değişmez. Bu yüzden yaşla birlikte serum testosteron düzeyi düşmesine rağmen prostatın androjene bağımlı büyümesi devam eder.

BPH (İyi Huylu Prostat Büyümesi) ile ilgili bitkiler için aşağıdaki linklerde ayrıca bilgi verimiştir:

Sabal Meyvesi (Saw Palmetto Berries)

Brokoli