Mandalina:(Mandarin / Tangerine /
Mandarine) Partakaldan daha küçük, toparlak veya yassi,
sari-turuncu renkli, usaresi tatli, hos kokulu bir meyvedir. Mandalina kabuklari
portakaldan ince olup, daha kolay soyulabilir, fakat az dayanir. Memleketimizde
Alanya-Antalya-Mersin-Iskenderun (Dörtyol) ve Rize bölgesinde yetistirilir. Fakat,
Bodrum ve Mersin mandalinasi meshurdur.
Türkiyede yetistigi yerler: Akdeniz
bölgesi, Dogu Karadeniz bölgesi.
Kullanildigi yerler: Meyveleri seker,
organik asitler ve C vitamini ihtivâ eder. Kani temizler, sinirleri yatistirir,
damarsertligi grip ve felçte faydalidir.
Mantarlar:
(Pilz / Champignons / Fungi-mushrooms / Fütr / Fungus) Boy, biçim ve bölge bakimindan büyük degisiklikler gösteren,
yüzbin kadar çesidi olan bir bitkidir. Karada ve tatli sularda yasarlar.
Genel yapilari: Mantarlar genel
olarak klorofilsiz ve renksiz organizmalardir. Yüksek mantarlar bâzi renk maddelerini
ihtivâ edebilirler. Sekil bakimindan en ilkelleri çiplak ve amipsidir. Digerlerinde
kitinden yapilmis bir çeper vardir ve çesitli sekiller gösterirler. Bir kismi tek
hücrelidir. Bir kismi ise tek veya çok hücreden yapilmis basit veya dallanmis ipliksi
gövdeye sâhiptir. Mantar ipliklerine hif, bu hiflerin teskil ettigi topluluga da misel
veya miselyum denir.
Metabolizma: Mantarlar saprofit (çürükçül)
veya parazit olarak yasayan heterotrof (dis beslek) organizmalardir. Yedek besin olarak
glikojen ve yag meydana gelir, nisasta yoktur.
Yayilislari: Mantarlar tabiatta çok yaygin
bulunurlar. Dünyâ üzerinde 60.000 kadar mantar çesidi vardir. Tatli sularda ve karada,
nâdiren denizlerde yasarlar. Bir kismi insan, hayvan ve bitkiler üzerinde parazit olarak
yasayip hastalik meydana getirirler. Toprakta bulunan diger bir kisim mantarlar da organik
maddelerin parçalanmasinda rol oynayarak bitkilerin beslenmesine yardim ederler. Bunun
yaninda birçok besinin bozulmasina da sebep olurlar. Karada yasayan yüksek mantarlarin
çogu mantar adi altinda bilinir, sapkali olan bir kismi yenir, bir kismi ise
zehirli olup, önemli zehirlenmelere yol açar. Bâzi mantarlar da mavi-yesil veya yesil
suyosunlari ile birlikte likenleri meydana getirirler.
Üreme: Mantarlar sporlanma ile eseysiz veya eseyli
olarak üreyebilirler. Mantar miselleri uygun çevre sartlarinda çesitli sekillerde
sporlari meydana getirirler. Olgunlasan sporlar fertten ayrilarak serbest hâle geçer ve
çimlenerek kendi türüne has mantari meydana getirir. Mantar sporlari, degisen çevre
sartlarina karsi çok dayaniklidirlar. Bu sebeple tabiatta uzun süre canli kalabilirler.
Mantarlarin sekil ve büyüklükleri türlere göre degisir. Esemli üremeleri, farkli
esemlere âit sporlarin birlesmesi ile olur.
Bazidli mantarlar: Bu sinifta da bitkilerde
hastalik meydana getiren mantarlarla, yenebilen ve insanlar için çok zehirli olan
mantarlar bulunmaktadir. Mantar miselleri çok hücreli olup, tomurcuklanma sûretiyle
spor meydana getirirler. Bugdaygillerde karapas, rastik, sürme gibi hastalik yapan
mantarlar bu sinifta olup, bitkileri tahrip ederler. Bu grubun en önemli mantarlari
karada ve bilhassa ormanlarda yasayan sapkali mantarlardir. Sampiyon, kuzu kulagi gibi
mantarlar, yenebilen kiymetli mantarlardir. Sinek mantari(Amanita muscaria) gibi bir kisim
mantarlar ise çok zehirlidir. Meselâ sinek mantari zehirli alkaloitler tasir. Mantar
yendikten bir kaç dakika veya bir kaç saat sonra zehirlenme belirtileri görülür.
Mantarda bulunan alkaloitler sinir sistemine etki yaptigindan, hastanin kalp hareketleri,
nabzi yavaslar, bulanti, kusma, terleme, salya akmasi ve gözyasi, sulu ishal ve delilige
yakin bir sarhosluk görülür. Hasta deli gibi her seyi söyler. Mîde, barsak, karaciger
ve böbrekler çok zarar görür. Hastada su ve elektrolit dengesi bozulur, idrar çok
azalir. Eger mantar çok yenmisse hasta zamanla agirlasir ve ölür. Eger zehirlenme erken
anlasilirsa, ilk yardim olarak ilik tuzlu su içirilir, kusturulur ve birkaç defâ
tekrarla mîdesi yikanirsa hasta kurtulabilir. Ilk yardimdan sonra hastâneye kaldirilip
atropin tedâvîsi yapilir, serum verilir. Hastaya aktif kömür, toz kahve, çay ve bir
pürgatif verilir. Ilk günlerde karbonhidratça zengin, proteince fakir yiyecekler
verilir. Hastaya hiçbir zaman alkol verilmez. Bâzan 1-2 mantar ergin bir insani bir
günde öldürmeye yeterli olabilir. Her yil mantar zehirlenmesinden olan ölümlerin
büyük bir kismi bu amanita grubu mantarlardan ileri gelir. Zehir maddeleri, mantari
kurutmak, kaynatmak ve kizartmakla kaybolmaz. Zehirli ve yenen mantar arasindaki ayrintiyi
kesin olarak kolayca ayirt edebilecek bir metod yoktur. Kirdan toplanan mantarlarin
yenebilmesi için mantarin çok iyi taninmasi gerekir. Aksi hâlde yenmemelidir. Kültür
mantarlari tercih edilmelidir. Mantar toplamak, yetistirmek özel bilgi ve tecrübeyi
gerektirir. Çünkü zehirsizler yanindaki tek zehirli mantarin birlikte pismesi, hepsine
bulasmasi demek olacagindan çok dikkatli davranilmalidir. Halk arasindaki yaygin olan,
zehirli mantarin herhangi bir gümüs esyâyi kararttigi görüsü tamâmen yanlistir.
Zehirli mantarlar genellikle renk ve sekil bakimindan çok ilgi çekici olurlar.
Mantarlarin zehirli olup, olmadiklarini bâzi belirtilerinden anlama imkâni varsa da
toplarken çok dikkatli davranmak gerekmektedir. Zîrâ bir anlik dalginlik, yiyen
kimsenin zehirlenmesi demektir. Mantarlarin garip dünyâlari henüz ilmî açiklik
kazanamamistir. Meselâ; bâzi mantarlar, hemen hemen alti metre çapinda el ile dikilmis
görünümünü uyandiran bir dâire içinde yetismektedir. Bir çesit mantar da bitkileri
bir yüzük gibi sararak buralarin yirtilip, kalbur gibi delinmesine ve sanki içlerinde
isik yaniyor seklini vermesine sebep olmaktadir. Coprinus mantarinin olgunlastiktan sonra
renginin siyaha döndügü ve sulanarak mürekkep hâlini aldigi söylenmekte, bir çesit
yuvarlak iplik gibi uzun Myclia mantarinin da ona hafifçe dokunan bir solucani bir uzanti
ile hemen yakalayarak içinde hazmetmesi, enteresan olaylar arasinda yer almaktadir. Bâzi
tür mantarlar insanlarda garip tesirler yapar. Meselâ; Meksikanin islak otlu
kesimlerinde yetisen Pslocybe mantari, yenildiginde insanin garip seyler görmesine sebep
olur. Bilhassa kizilderililer, dînî âyinlerinde bundan yiyerek güzellik, tazelik ve
bilginin sirlarina sâhip olacaklarina inanirlar. Mantarin pekçok çesitleri olmasina
ragmen, bunlarin arasindan ancak bir iki tânesi yenmektedir. Dünyânin en çok mantar
yiyen ülkesi, Fransadir. Kisi basina düsen yillik mantar orani 16 kgi
bulmaktadir. ABD ve Avrupada en çok yenen Agaricus bisporus, Güney Asyada
Volvariella volvacea, Japonyada ve Çinde Lentinus edodes baslica yenen mantar
çesitleridir.
Yurdumuzdaki bâzi mantarlar:
Çayir mantari: Zehirli türü de olan bu mantara
dikkat etmek gerekir. Semsiye seklinde, kir ve çayirlarda yetisen bu mantar, açik
kahverenklidir.
Seytan mantari: Kesildiginde önce kirmizi, sonra
mâvi olan bu mantar oldukça zehirli bir türdür. Sapi karinli ve saridir. Altinda koyu
kirmizi karisik çizgiler vardir.
Kuzu mantari: Çogunlukla zehirsizler sinifina
giren kuzu mantari, uzun külah biçimli, sari ve koyu renklidir.
Mercan mantari: Üzerlerinde beyaz, sari, pembe
tomurcuklari olan bu mantarin parmak biçimli çikintilari vardir ve zehirsizdir.
Kurt mantari: Zehirli mantarlar sinifindan olan bu
tür, beyaz sert dügme görünüsünde olup, akarsu ve yol kenarlarinda yetismektedir.
Mantar, pisirildigi gün hemen yenilmelidir. Mantari pisirmek için
bilhassa emaye, atese dayanikli cam veya porselen kaplar kullanilmali, mantar kesinlikle
alüminyum tencerede pisirilmemelidir. Pisirilecek mantarlari çok iyi temizlemek,
basindaki yapiskan deriyi çekip çikardiktan sonra sapini keskin biçakla kazimak
gerekir. Bol suda yikanan mantarlar, bir peçete üzerine birbirinden ayri duracak sekilde
siralanip, iyice süzülmesi beklenir. Daha sonra ince ince dograyarak pisirmelidir.
Mantari pisirirken tadinin kaybolmamasi için yalnizca tuz, karabiber ve kiyilmis tâze
maydanoz konulur.
Kullanildigi yerler: Mantar etin yerini
tutar. Protegin degeri etten daha fazladir. Yorgunlugu giderir. Düsünme ve ögrenme
yetenegini gelistirir. Kansizligi giderir. Bedenin gelismesine yardimci olur. Romatizma ve
üremi olanlar yememelidir.
Marrup: (Marupa / Simarouba) Ikiçenekliler sinifinin, Simaroubaceae familyasindan,
Amerika'da 9 türü olan bilesik, almasik yaprakli bir agaçtir. Antillerde yetisen
Simarouba amara, 20 metre kadar boyunda bir agaçtir. Kabugu düz, pürüzsüz, grimsi
renkte ve çok acidir. Kerestesi kiymetlidir.
Kullanildigi yerler: Ates düsürür. Kalp
hastaliklarinda faydalidir.
Marul: (Lactuca / Lettuce / Laitue /
Gartenlattich / Sommerendivie / Kopfsalat / Laitue) 30-100 cm
boylarinda, tüysüz, sari renkli çiçekler açan, beyaz bir süt tasiyan iki yillik otsu
bir bitki. Kültür formlari ve degisik varyeteleri, çok eskiden beri yetistirilmektedir.
Bostan marulu olarak da bilinir.
Türkiyede yetistigi yerler:
Anadolunun her yerinde yetistirilmektedir.
Kullanildigi yerler: Sebze olarak
kullanilir. Tâze yapraklari bas agrisina karsi, süt arttirici, hafif müshil ve idrar
arttirici olarak kullanilir. Marul tohumu da yatistirici, hafif müshil etkiye sâhiptir.
Erkeklerde özellikle ergenlik döneminde olusan asiri cinsel istekleri frenler.
Diger bir marul da yabânî marul (Lactuca serriola)dir.
Aci marul, esek marulu, yag marulu gibi isimlerle de bilinir. Anadoluda yaygindir.
Bitkinin çiçekli dallari idrar arttirici, antispazmodik ve yatistirici etkilere
sahiptir. Kurutulmus sütü de uyusturucu ve uyutucu etkilere sâhiptir. Anadoluda
10 kadar marul (Lactuca) türü yayilmis bulunmaktadir.
Maydanoz: (Petersilie / Persil / Parsley /
Midenuvaz / Petroselinum sativum) Agustos-eylül aylari arasinda,
beyaz renkli çiçekler açan, kazik köklü, 30-100 cm boylarinda, iki yillik otsu bir
bitki. Ilk yil bir yaprak rozeti, ikinci yil ise bir gövde meydana getirir. Rutubetli ve
sulak topraklari sever. Gövdeleri dik, tüysüz, köseli, içi bos ve çok dalli,
yapraklari sapli, parçali ve koyu yesil renklidir. Çiçekler semsiye seklinde
toplanmistir. Yapraklari tüysüz, yesilimsi, esmer renkli, armut seklinde ve özel
kokuludur.
Kullanildigi yerler:
Kökü ve yapraklari kullanilir. Yapraklarda uçucu yag ve glikozit, köklerinde ise
uçucu yag, seker, müsilaj ve glikozit vardir. Yapraklar vitamin (A,C,K) bakimindan
zengindir. Yapraklar idrar söktürücü olarak kullanilir.
Ayrica, Iltihapli yaralarin iyilesmesine yardim eder. aybasi sancilarini keser. Yüksek
tansiyonu düsürür. Kansizligi giderir. Mide ve barsaklarda gaz
birikmesini önler. Cinsel istekleri artirici (Afrodizyak) özelligi vardir. Görme
gücünü artirir.Kök de ayni özelliklere sâhiptir. Tâze
yapraklar, papagan ve diger kuslar için tehlikelidir.
Mazı: (Thuja / Arborvitae / Thuya /
Noix da gelle) Servigiller familyasindan, pul yaprakli, daima yesil,
agaç veya agaççik halinde bulunan bir bitki cinsidir. Halk hekimliginde yapraklari ve
kozalagi kullanilir.
Kullanildigi yerler: Yapraklari
sigilleri yok etmekte kullanilir. Kozalagindan barsak kurdu düsürücü ilaç yapilir.
Gebe kalmayi önlemek için kullanilir. Bazi zehirlenmelerde panzehir olarak kullanildigi
bilinir. Basur memelerinde de faydalidir.
Melissa: (Ogulotu / Melisse / Mélisse /
Lemon balm / Melissa officinalis) Haziran-agustos aylari arasinda
beyazimsi pembe veya sarimsi renkli çiçekler açan, yol kenarlarinda ve ekilmemis
yerlerde rastlanan, limon kokulu, 30-100 cm boylarinda, çok yillik otsu bitkiler.
Gövdeleri dört köseli ve tüylü, yapraklari sapli, oval sekilli ve incedir.
Çiçekler, birkaçi birarada, sapli ve çevrel durumdadir. Bazi bölgelerde Melissa
bitkisi, Ogulotu olarak da bilinir.
Kullanildigi yerler: Yapraklarinda
tanen, reçine ve uçucu yag vardir. Uçucu yaginda sitral, sitronellal, geraniol ve
lineol vardir. Yapraklar yatistirici, mîdevî, gaz söktürücü, terletici ve antiseptik
etkilere sâhiptir. Huzursuzluk ve sikintilari giderir. Hafiza zayifligina faydalidir.
Basdönmesi ve kulak çinlamasi gibi sikayetleri keser. Hazimsizlik, basagrisi ve migrende
de faydalidir. Daha çok çay hâlinde kullanilir.
Menekse: (Veilchen
/ Violette / Violet / Benefse) Yapraklari
kulakçikli ve kulakçiklari bitkinin yapraklari seklinde, hatta daha büyük olarak
gelismis, tek veya çok yillik bitkiler, Çiçekler tek, çanak yapraklari arkaya kivrik,
alt taç yapragi mahmuzludur. Familya (Violaceae) karakterlerini tasir. Dünyâ üzerinde
500 kadar türü bulunur. Türkiyede 21 tür, yabanî olarak yetisir. Menekse tibbî
olarak veya süs bitkisi olarak kullanilir. Memleketimizde en çok taninan, Hercaî
menekse (Viola tricolor) ve kokulu menekse (Viola odorata) dir.
Kokulu menekse (V. odorata):
Mart-mayis aylari arasinda, koyu mor renkli ve güzel kokulu çiçekler açan, 10-30 cm
yüksekliginde, çok yillik otsu bir bitki. Bitkinin yapraklari uzun sapli ve kalp
seklindedir. Anadoluda nâdir olarak bulunur. Süs bitkisi olarak yetistirilir.
Kullanildigi yerler: Kokulu meneksenin
çiçeklerinin terletici ve balgam söktürücü etkisi vardir. Yapraklari yumusatici ve
idrar söktürücü kökleri ise ishal etkilidir.
Hercaî menekse (V.tricolor): Mayis-eylül aylari
arasinda, açik sari veya mavimsi renklerde çiçekler açan, 10-30 cm boylarinda, bir
yillik otsu bitkiler. Anadoluda yabânî olarak yetistigi gibi süs bitkisi olarak
da yetistirilir. Bitkinin çiçekli dallari idrar söktürücü bâzi deri hastaliklarinda
kan temizleyici olarak ve romatizmaya karsi kullanilir.
Mersin: (Myrte
/ Myrte / Myrtle / As / Asmar / Siçankulagi
otu / Myrtus) Mayis-haziran aylari arasinda,
beyaz renkli çiçekler açan, 1-3 m boylarinda, kisin yapraklarini dökmeyen, güzel
kokulu agaççik. Yapraklar kisa sapli ve karsilikli, yesil renkli, derimsi, oval sekilli
ve üzerinde salgi guddeleri (bezleri) bulunur. Çiçekler uzun sapli olup, tek olarak her
bir yapragin koltugunda bulunur. Meyveleri nohut büyüklügünde, morumsu siyah renkte ve
çok tohumludur.
Türkiyede yetistigi yerler:
Karadeniz, Ege ve Akdeniz bölgeleri.
Kullanildigi yerler: Bitkinin yapraklari,
çiçekli dallari ve yapraklarindan elde edilen uçucu yag (Mersin esansi) kullanilir.
Yaprak ve meyveler kabiz, mikrop öldürücü, istah açici, kan dindirici, antiseptik ve
hâricen yara iyi edici olarak kullanilir. Tâze yapraklarindan, su buhari distilasyonu
ile Mersin esansi elde edilir. Bu esans renksiz, akici, özel kokulu ve yakici
lezzetlidir. Takriben 100 kg yapraktan 300 gr esans elde edilir. Mirtenol, sineol ve
terpenler ihtivâ ederler. Gidâ ve parfümeri sanâyiinde kullanilan önemli bir ilkel
maddedir. Memleketimizde seker hastaligina karsi da (günde 10 damla) kullanilir. Mersin
meyveleri uçucu yag, tanen, sekerler ve organik asitler ihtivâ eder. Bu meyveler yemis
olarak, kabizlik giderici ve antiseptik olarak kullanilir
Mercimek: (Linse
/ Lentille / Lentil / Lens / Lens esculenta / Ervumlens / Lentille comestible) 20-70 cm boylarinda, yumusak ve ince gövdeli, disk seklinde meyveleri olan, tek
yillik otsu bir sebze bitkisi. Mercimegin zayif ve ince bir kök sistemi olup, kökü
derinlere inmez. Gövdeleri nârin olup, dallanir ve bu dallanma yan dallarda da devam
eder. Bundan dolayidir ki ana gövde pek belirgin degildir. Gövdeleri dik olup,
tüylüdür. Yapraklar bilesik yapraklar seklinde olup, yaprak sapinin uç kismi incelmis
ve sülük seklini almistir. Yaprakçiklar elips seklinde olup, kenarlari düzgündür.
Çiçekler yaprak koltuklarindan çikar. Meyveleri legümen (bakla) tipinde olup, badir
adini alan sarimtrak esmer renkteki siskin torbalarda gelisir. Torba içindeki tâneler,
mercimek adini alir. Sekil îtibâriyle mercimek tâneleri yassi, 0,5 cm çapindaki disk
biçimindedirler.
Büyüklük, sekil ve renklerine göre isim alirlar:
Sultan mercimek, yesil mercimek, kirmizi mercimek gibi.
Türkiyede yetistigi yerler: Güney Anadolu,
Ege, Marmara bölgesinde yetistirilir.
Kullanildigi yerler: Terkibinde B vitaminleri ve fosfor vardir. Beden ve zihin
gücünü artirir. Sinirleri kuvvetlendirir. Barsaklara yumusaklik verir. Sinir
zafiyetinde faydalidir. Kan yapar. Anne sütünü artirir. Özellikle kis aylarinda, bol
baharatli çorba seklinde yenilmesi tavsiye edilir.
Meyankökü:
(
(Süssholz / Réglisse / Licorice / Piyan / Boyan / Glycyrrhiza / Licorice) Haziran-temmuz aylari
arasinda sari-mavi veya kahverengi çiçekler açan, 0,4-2 m yüksekliginde, çok yillik
çalimsi bitkilere "meyan" denir. Yapraklari parçali,
yaprakçiklar 4-7 çiftlidir. Çiçekler basak seklinde durumlar yapar. Taç ve çanak
yapraklari iki dudakli olup, üst dudak iki kisa disli, alttaki üçü uzun dislidir.
Meyveleri düz ve salgi tüylüdür. Meyan bitkisinin 6 türü Türkiyede
yetismektedir. Daha çok Güney, Orta ve Dogu Anadoluda yayginlik göstermektedir.
Bir kisminin kökleri tatli, bir kisminin ise acidir.
Tatli meyan (Glycyrrhiza glabra):
Anadoluda iki varyetesi bulunur. Bu türün çiçekleri mor ve tüysü yapraklidir.
Meyvelerinin üzeri çiplaktir veya tüylüdür. Bâzi yerlerde piyan olarak da bilinir.
Kullanildigi yerler: Bitkinin kökleri, meyan
kökü olarak taninmakta ve kullanilmaktadir. Köklerinin kabugu soyulduktan sonra veya
soyulmadan güneste kurutularak piyasaya sürülür. Bilesiminde nisasta, sekerler, zamk,
rezin, glisirrizin vardir. Glisirrizin sekerden daha tatli bir bilesiktir. Köklerdeki
miktari, bölgeden bölgeye degisir ve köklerin de etkili maddesidir. Kökler, gögüs
yumusatici, balgam söktürücü, idrar çogaltici ve tad düzenleyici özellige sahiptir.
Eczâcilikta toz hâlinde, haplarin hazirlanmasinda sekil vermede kullanilir. Sigara ve
plastik sanâyiinde de kullanilan ilkel maddedir. Kola adi altinda hazirlanan içeceklerin
terkibine de girer. Ayrica tâze veya kuru köklerinin kaynar su ile muâmelesi ve sonra
alçak basinçta yogunlastirmak sûretiyle meyan bali elde edilir. Ticârette toz veya
kaliplar hâlinde bulunur. Parlak siyah renkli, tatli lezzetlidir. Suda kolaylikla erir.
Meyan balindaki glisirrizin miktari daha fazladir. Memleketimizde de meyan bali elde eden
tesisler vardir. Gögüs yumusatici, öksürük kesici, yara iyi edici özellikleri
vardir. Mîde hastaliklarinda (bilhassa gastritte) faydalidir. Meyan kökünün su ile
tüketilmesi sonucunda elde edilen hülasa ise meyan serbeti olarak bilinir. Daha çok
Güneydogu Anadolu bölgesinde elde edilir ve kullanilir. Meyan serbeti koyu esmer renkli
ve tatli lezzetlidir. Gögüs yumusatici, balgam söktürücü, öksürük kesici ve
serinletici özelliktedir.
Mısır: (Mais / Mais / Corn / Zea mays) Haziran-agustos
aylari arasinda çiçekler açan, 1-2 m yüksekliginde, bir yillik, tek evcikli bir
kültür ve tahil bitkisi. Gövdeleri sert ve diktir. Yapraklari sapsiz, genis, uzun, üst
yüzü tüylü, alt yüzü tüysüz olup, tabani ile bir kin hâlinde gövdeyi sarar.
Erkek çiçekler gövdenin ucunda salkim seklinde dizilmis basakçiklarda toplanirlar.
Çiçekler kavuz adi verilen yaprakçiklarla örtülür. Disi çiçekler, gövdenin alt ve
orta kisimlarindaki yapraklarin koltugundan çikan ve tasiyici yaprakçiklarla örtülü
olan, kalinlasmis, çomak seklinde bir eksen üzerinde toplanmislardir. Meyve, yâni misir
tâneleri, açik veya koyu sari, esmer veya kirmizimtrak renklerdedir.
Belli
başli misir çesitleri:
Sert misir, unlu misir, at disi misir, patlak misir ve kavuzlu misirdir.
Türkiyede yetiştigi
yerler: Anadolu,
bilhassa Karadeniz bölgesinde yetisir.
Kullanildigi yerler: Disi çiçeklerin güneste
kurutulmus stilüsleri (misir püskülü), tâneleri ve tanelerinden elde edilen yag
(misir yagi) kullanilir. Misir tanelerinde % 67 nisasta, % 10 azotlu maddeler ve % 8 yag
bulunmaktadir. Misir tânelerinden elde edilen yag, yemeklik yag olarak veya kozmetik
sanâyiinde hammadde olarak kullanilir. Misir yagi, doymus yag asidi miktarinin düsük
olmasi sebebiyle damar sertligi olan hastalara yemek yagi olarak tavsiye edilir. Misir
püskülü ise tedâvide kullanilabilmektedir. Püskülün bilesiminde karbonhidratlar,
potasyum, sodyum ve kalsiyum tuzlari vardir. Idrar söktürücü ve tas düsürücü
olarak kullanilirlar.
Misir karasi: Misir koçaninda urlar meydana
getiren rastik mantari(Ustilago maydis)nin sporlaridir. Sporlar, siyah renkli ve kömür
tozu görünüsünde olup, misir tâneleri yerinde meydana gelen urlarin içinde
bulunurlar. Kan dindirici olarak halk arasinda kullanilir. Misir kömürü veya misir
yanigi olarak da bilinir.
Mine
çiçeĞi: (Eisenkraut / Verbene / Verveine / Vervain / Kanotu / Güvercinotu) Temmuz-eylül aylari arasinda leylâk renginde çiçekler açan, yol kenarlari ve
bos arâzilerde rastlanan, 20-80 cm boyunda, bir veya çok yillik otsu bir bitki.
Gövdeleri dört köseli olup, karsilikli dallanma gösterir. Yapraklar sert tüylerle
örtülü ve sapsizdir. Çiçekler dallarin uçlarinda basak durumlari yaparlar ve tüp
seklindedirler.
Türkiyede yetistigi yerler:
Marmara, Karadeniz, Ege, Iç Anadolu.
Kullanildigi yerler: Bitki glikozit, aci
maddeler ve tanen içerir. Tibbî olarak, kabiz edici, teskin edici etkisi vardir. Bas ve mafsal agrilarini
dindirir. Yorgunlugu ve uykusuzlugu giderir.
Misvak: (Salvadora
persica / Toothbrush tree) Arabistanda bulunan erâk agacinin
dalindan, bir karis uzunlukta kesilen parçadir. Agacin odunu çok liflidir. Erâk
dali bulunmazsa, zeytin veya baska dallardan da olabilir. Nar ve feslegen dalindan misvak
olmaz. Insanin dis sagligina büyük bir fayda temin eden misvak, basit bir usûl olmakla
berâber, en iyi dis temizleme vâsitasidir. Dislerin çürümesini önlemek için misvak
kullanmak, bütün dis macunlarindan daha faydalidir. Larousse Illustre Medical ismindeki
Fransanin kiymetli tip kitabi, agiz temizligi husûsunda diyor ki: Bütün dis
mâcunlari ve tozlari ve sulari, dislere zarar verir. En iyi dis temizleme vâsitasi, sert
bir firçadir. Önce, disleri kanatirsa da, korkmamalidir. Dis etlerini kuvvetlendirir ve
artik kanamaz. Bu sekildeki dis temizligini saglayan en iyi vâsita misvaktir.
Kullanildigi yerler: Agacin dalindan, bir
karis kadar parça kesilir. Ucu yeterli miktarda yontulduktan sonra, tuzlu su içinde
bekletilir. Belirli bir süre sonra, uç kismindaki lifler açilarak, firça görünümü
alir. Çok kart olan dallar için, bir biçak ya da sert bir cisim yardimiyla açilma
hizlandirilir. Misvak kullanmak, disleri temizler ve disetlerini kuvvetlendirir. Öz suyu
dogal olarak flörür içerir. Dis çürümelerini önler.
Musmula: (Nispel / Nèfle / Medlar / Besbiyik / Döngel / Izgil / Mespilus / Germanica) 2-3 m
yüksekliginde bodur boylu dikenli agaççiklar. Yalniz yetistirilenleri dikensizdir ve
boylari alti metreye kadar yükselebilir. Kisin yapraklarini döker. Yapraklar basit, alt
yüzü tüylü, tam veya disli kenarlidir. Çiçekler erdisidir, bes parçali ve beyazdir.
Yabanci döllenmeye ihtiyaç göstermez. Meyveleri yuvarlak veya oval sekillerde esmer
renkli olup, dip tarafinda bes çanak yapragi tasir. Meyveleri genellikle bes çekirdekli,
agaçtan koparildiginda sert ve buruk lezzetlidir. Toplanan meyveler bir süre
bekletildikten sonra yumusar ve yenecek olgunluga erisir. Döngel ve besbiyik isimleriyle
de bilinir.
Türkiyede yetistigi yerler:
Kuzey Anadolu ve Marmara bölgesinde yetisir.
Kullanildigi yerler: Meyvenin bilesimi
sekerler, organik asitler ve tanen ihtivâ eder. Barsak hastaliklarinda iyi bir kabiz
düzenleyicidir. Musmula çekirdegi idrar arttiricidir. Böbrek ve mesane taslarinin
düsürülmesinde kullanilir.
Muz: (Banane
/ Banane / Banana / Musa / Bananier) Tropik ve subtropik bölgelerde
yetisen veya yetistirilen, agaca benzeyen, 2-3 m boyunda, mor çiçekler açan, meyveleri
lezzetli ve nisastaca zengin olan otsu bitkiler. Bitkinin yalanci gövdeleri, yapraklar
kâidelerinden meydana gelmistir. Gençken kapali ve kivrik olan yapraklar açilinca
uzarlar ve yirtilirlar. Çiçek durumlari büyüktür. Taban kisminda disi çiçekler,
daha üstte erdisi çiçekler, tepede erkek çiçekler bulunur. Ancak tabandaki çiçekler
meyve verir. Muz meyveleri çekirdeksiz üzümde oldugu gibi disi çiçeklerden
döllenmeksizin meydana gelir. Meyveleri hevenk adini alan büyük salkimlar
halindedir. Agaçlarda bir hevenk üzerinde 50-100 kadar meyve bulunabilir. Muzlar
olgunlasmadan koparilir. Böylece bir müddet saklanabilmesi mümkün olur. Muz agaçlari,
tropikal bölgelerde serin ve rutubetli olan gölgeli yerleri severler. Muzun tropik
bölgelerde yetistirilen çesitli türleri vardir. Bunlardan Musa paradisiaca ve Musa
textilis en meshurlarindandir.
Türkiyede yetistigi yerler:
Akdeniz bölgesi(Bilhassa Anamur, Alanya).
Kullanildigi yerler: Nisasta bakimindan
zengin olan meyveleri olgunlastiktan (sarardiktan) sonra çig olarak yenir. Musa
paradisiaca türünün meyveleri nisastaca çok zengindir. Çig olarak yenmeyen meyveleri,
un imâlinde kullanilir. Muz ayrica, Kemik gelisimini saglar, sinir zafiyeti ve yorgunlugu
giderir. Böbrek ve mafsal iltihabinda, barsak hastaliklarinda faydalidir. Müzmin
kabizlik çekenler fazla yememelidir.